Çarşamba öğle vakti, Levent’te Büyükdere Caddesi üzerindeki bir plazanın 19. katı. Aşağıda egzoz dumanı ve korna sesi, yukarıda Yönetim Danışmanlığı departmanının eğitim salonu. Normalde elli milyon dolarlık satın alma sunumlarının yapıldığı meşe masa duvara itilmiş, zemine mor, pembe ve fıstık yeşili yoga matları serilmiş. Florasanlar kapatılmış, yerine loş sarı LED’ler yakılmış; odada geniz yakan bir lavanta ve adaçayı tütsüsü dalgalanıyor.

Matlarda on beş kıdemli analist bağdaş kurmuş. Deri ayakkabılar kapının önüne dizilmiş, İtalyan kesim takımların altından delik çoraplar görünüyor. Gözler kan çanağı; son iki aydır haftada 80 saat çalışıyorlar. Gece 02.30’da gelen acil Excel’ler, sabah 07.15’te yabancı müşteri çağrıları, iptal edilen tatil biletleri.

Başta keten beyaz cübbeli bir kadın duruyor: İK’nın günlüğü 40.000 TL’ye getirdiği “Mindfulness ve Yaşam Mimarı” Ece Hanım. Boynunda tahta boncuklar, yüzünde dünyevi dertlerden arınmış bir nur. Tahta tokmakla pirinç Tibet çanağına vuruyor:

Çıııııııııınnnnn!

“Ruhunuzu serbest bırakın arkadaşlar. Şimdi tüm toksik kurumsal enerjiyi dışarı üflüyoruz…”

En arkada Kıdemli Denetçi Alp gözlerini tavandaki yangın fıskiyesine dikmiş. Sol göz kapağı yorgunluktan ve kafeinden durmadan seğiriyor.

80 Saate Karşı Chia Tohumu

Etkinliğin resmi adı “Global Esenlik ve Farkındalık Haftası” idi. İK üç aydır gelen kutularına infografik yağdırıyordu: “Bedeniniz Şirketimizin Tapınağıdır!” “Stresi Pozitif Sinerjiye Çeviriyoruz!” Yemekhane girişine tahta kasalarda yeşil ekşi elmalar, yanına chia tohumlu yoğurtlar, İK katına da bir kombucha barı kurulmuştu. Analistler ise sadece iki saat fazla uyumak ve bir tabak kuru fasulye yemek istiyordu.

İşin finansal kurnazlığı başkaydı. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesine göre haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir. 41. maddeye göre bunu aşan her saat yüzde 50 zamlı ödenir ve yıllık fazla çalışma 270 saati geçemez. Bu şirketteki analistler 270 saati şubatın ilk haftasında doldurmuştu. Fazla mesailer bordroya yansısa ödenecek para yüklüydü. Onun yerine İK bütçesinden 40.000 TL çıktı, bir yaşam koçu geldi, bir paket tütsü yakıldı.

Anda Kalmak

Ece Hanım çana ikinci kez vurdu.

“Şimdi herkes sırtüstü uzansın. Şirketinizin size sunduğu bu güvenli alanı hissedin.”

Kıdemli Analist Burak sırtüstü uzandığı saniye bilincini kaybetti ve hafifçe horlamaya başladı. Yanındaki Selin’in iç cebindeki telefon ise susmuyordu: “Selin nerede kaldın? M&A modeli revizesi Genel Müdürün masasında bekliyor!” Selin ekranı gizlice açtı.

“Mavi ışık frekansını kapatalım lütfen. Anda kalın.”

“Ece Hanım, ben şimdi anda kalırsam yarın sabah işsiz kalırım.”

“İşsizlik de evrenin bir akışıdır Selin Hanım. Teslim olun.”

“Evren benim ev kiramı ödemiyor Ece Hanım.”

O sırada Alp’in laptopundan sessize almayı unuttuğu Teams bildirimi patladı: Dı-dı-dın! Dı-dı-dın! On beş analist aynı anda matlardan havaya sıçradı, nabızlar bir saniyede 140’a fırladı, eller ceplere gitti. Tibet çanı gitmiş, plaza gerçeği odaya balyoz gibi inmişti.

Empati Nutku

Kapı açıldı, elinde yulaf sütlü matcha latte ile İK Yetenek Direktörü Tuğba Hanım girdi.

“Harika görünüyorsunuz arkadaşlar! Negatif frekansları temizliyor muyuz?”

Alp çoraplarını giymeye çalışırken doğruldu. “Temizliyoruz Tuğba Hanım, ama iki saat sonra çeyrek kapanış sunumu var. Raporu kim yetiştirecek?”

“Alp’cim, işte bu tam bir kurumsal direnç örneği. Zaman yönetimini doğru kurgularsanız her şeye vaktiniz kalır. Yönetim Kurulumuz çalışan sağlığını her şeyin üzerinde tutuyor.”

“Dün gece 03.15’te bana revizyon maili attınız. Sabah sekize toplantı koydunuz. Ben burada bağdaş kurup neyi temizleyeceğim?”

“Üslubunuz hiç profesyonel değil Alp Bey. Burada ekip sinerjisi oluşturuyoruz.”

“Sinerji için önce uyku gerekir!”

Kimseden çıt çıkmadı. Herkes Alp’in haklı olduğunu biliyordu, kimse koltuğunu riske atmadı. Tuğba Hanım deri ajandasına küçük bir not düştü: “Geri bildirim kültürüne kapalı, tükenmişlik belirtileri gösteriyor.”

Tükenmişliğin sebebi çalışma saatleriydi; ama suçlu, stresini yönetemeyen çalışan ilan edilirdi. Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi işverene işçinin kişiliğini ve beden ile ruh sağlığını koruma yükümlülüğü getirir. Günde on dört saat çalışan birine bu yükümlülük tütsüyle değil, uykuyla, ödenen fazla mesaiyle ve hafta sonuyla yerine getirilir. Ne var ki bir kutu tütsü ile bir pirinç çan birkaç bin liradır.

Yeşil Elma

Seans sonunda Ece Hanım herkese birer yeşil elma dağıttı. Üstünde küçük bir çıkartma vardı: “Kendini Sev, Şirketine İnan.”

Alp matını toplamadı. Ayakkabılarını giyip masasına döndü; ekranda kırk iki okunmamış e-posta ve müşteriden iki yeni revizyon bekliyordu. Tibet çanı broşürünü buruşturup çöpe attı.

Sonra elmadaki çıkartmanın yarısını tırnağıyla kazıdı; geriye yalnızca “Kendini Sev” kaldı. Kariyer portalını açıp “İş Tekliflerine Açığım”ı işaretledi. Mindfulness haftasının şirkete ölçülebilir tek getirisi buydu: Alp belki de ilk kez tamamen andaydı.