Aralık ayının ikinci pazartesisi. Levent’teki kulenin otuz ikinci katında gökyüzü kurşun rengidir, kış rüzgârı camları döver. Açık ofiste filtre kahve kokusu ve klavye tıkırtısı vardır.
Saat 14.22’de gelen kutusuna o meşhur e-posta düşer. Gönderen: İnsan Kaynakları ve Kurumsal Gelişim Direktörlüğü. Konu: “Sesiniz Bizim İçin Değerli: 2026 Ücret ve Yan Haklar Beklenti Anketi.” En altta kalın harflerle bir güvence: “Bu anket tamamen anonimdir. İsim veya e-posta adresi toplanmamaktadır.”
Sekiz yıllık kıdemli ürün müdürü Kerem alaycı bir gülümsemeyle ekrana bakar. Ev kirası bu yıl yüzde 110 artmış, şirketin geçen yıl lütfettiği zam yüzde 32’de kalmıştır. Bağlantıya tıklar. Sorular her zamanki gibidir: yan haklardan memnuniyet, büyüme vizyonuna güven ve en sonda can alıcı soru: “Yeni dönem için brüt maaş artış beklentiniz nedir?”
Parmakları tereddüt etmez: %120. Yorum kutusuna da acımaz: “Resmi enflasyon sokaktaki sefaleti yansıtmıyor. Maaşlarımız göz göre göre eridi. Sadaka değil, alın terimizin karşılığını istiyoruz.”
Gönder’e basar. Anonimliğin zırhına güvenir.
Satır 87
Bir dakika sonra İK Direktörü Hande Hanım’ın ekranında yanıt tablosu güncellenir. Ortalama beklenti yüzde 40 civarındadır. Birden satır 87 kıpkırmızı olur: %120.
“Tolga, çabuk yanıma gel. Satır 87. Kim bu hadsiz? Yüzde 120 yazmış, bir de altına manifesto döşemiş.”
“Anket anonim değil miydi Hande Hanım?”
“Çocuklaşma Tolga. Genel Müdür bunu okursa hepimizi harcar. Kim olduğunu bul.”
Plaza çalışanları form altyapısını kale sanır. Oysa şirket bağlantıyı kendi e-postasıyla gönderir, siz de şirket ağına bağlı şirket bilgisayarından cevap verirsiniz; kurumsal ağ giden her isteği saniye saniye kaydeder. Yöntem bu yüzden basittir. Formda isim yoktur ama zaman damgası vardır: 14:22:41. Tolga Bilgi Güvenliği Müdürü Murat Bey’i arar.
“Saat 14.22’de şirket ağından form gönderen cihazı arıyoruz. Kritik bir güvenlik vakası.”
Murat Bey güvenlik duvarı kayıtlarını tarar. İki dakika sonra cevap gelir: “Otuz ikinci kat, doğu kanadı. Cihaz Kerem Bey’in şirket bilgisayarı.” Anonimlik kırk saniyede biter.
Soruşturma
Hande Hanım’ın makam odasında Kerem’in yorumunun çıktısı durur, fosforlu kalemle kare içine alınmıştır. Yanında Kerem’in direktörü Barış Bey vardır.
“Hande Hanım, Kerem sekiz yıldır bu şirkete emek veriyor. Ürün tarafındaki bütün mimariyi o kurdu.”
“Çalışkanlık başka, disiplini baltalamak başka Barış Bey. ‘Sefalet’ tabirini kullanmış. Şirketimizi sefalet yuvası olarak yaftalıyor.”
“Ama davette ‘tamamen anonimdir’ yazmıştınız.”
“Anonim dedik, çünkü yapıcı öneriler bekliyorduk. İsyan beklemiyorduk. Bu fikir beyanı değil, ücret dengesini dinamitlemektir.”
“Peki ne yapmayı planlıyorsunuz?”
“Odaya çağıracağız. Plaza gerçeklerini tane tane anlatacağız.”
Barış Bey ipek kravatını gevşetip başını sallar.
Piyasa Gerçeklerinden Kopmuşsunuz
Küçük Toplantı Odası 4’teki masa düzeni askerî mahkemeyi andırır. Hande Hanım kâğıdı Kerem’in önüne iter.
“Bu satırlar size tanıdık geliyor mu Kerem Bey?”
“Anketin tamamen anonim olduğu belirtilmişti Hande Hanım.”
“Bilgi güvenliği ilkelerimiz her şeyin önündedir. Sistemlerimiz bu tür agresif girdileri otomatik olarak işaretler.”
“Agresif girdi mi? Ben sokaktaki enflasyonu yazdım. Ev kiram ikiye katlandı.”
“Yüzde 120 talep etmek abesle iştigaldir. Piyasa dinamiklerinden tamamen kopmuşsunuz.”
“Şirket kopmadı mı? Alt kademe uzmanlar kredi kartı borcuyla yaşıyor.”
“Bu negatif dille ekibe liderlik yapamazsınız. Büyük hayal kırıklığına uğradık.”
Çalışma Barışı
Hande Hanım siyah klasörden resmi bir yazı çıkarır.
“Kerem Bey, çalışma barışını sarsmaya teşebbüs ettiniz. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesinin (e) ve (h) bentleri ortada: işverenin güvenini kötüye kullanmak ve görevini yerine getirmemekte ısrar etmek. Yönetim isterse yazılı savunmanızı ister.”
“Ben bu görüşü kimseyle paylaşmadım. Koridorda tek kelime dedikodu yapmadım. Sadece sizin ankete yazdım.”
“İçeriğin yıkıcılığı önemlidir. Şirketine güvenmeyen bir çalışanla devam etmek zorunda değiliz.”
“Anonim bir ankette fikir belirttim diye tazminatsız fesih mi? Bu nasıl bir hukuk yorumu?”
Kerem haklıdır: bir ankete rakam yazmayı bu bentlere sığdırmak zordur. Ama Hande Hanım’ın amacı davayı kazanmak değil, korkutmaktır. Masada sekiz yıllık kıdem tazminatı, yaklaşık 1,4 milyon TL durur.
“Meseleyi büyütmek istemiyoruz Kerem Bey. Bu yorumu Yönetim Kurulu Başkanı’nın önüne koymadım. Ama ocaktaki performans değerlendirmenizi tekrar gözden geçireceğiz. Hayallerinizi gerçekçi bir zemine oturtun.”
Kerem yavaşça ayağa kalkıp odadan çıkar. Kapıyı kapatırken Hande Hanım’ın ekranında anket sonuçları hâlâ açıktır. Satır 87 silinmiş, ortalama beklenti yüzde 39,6’ya düşmüştür.
Yeni Anket
Ertesi sabah Kerem’in üç aydır üzerinde çalıştığı mobil arayüz projesi alt kademe bir analiste devredilir. Haftalık direktörler komitesindeki sunum hakkı iptal edilir.
Gelen kutusunda yeni bir İK bildirimi parıldar: “Yemekhane Kalitesi ve Temizlik Memnuniyeti Anketi (Tamamen Anonimdir ve 2 Dakika Sürer).” Kerem Delete tuşuna basar.
O akşam Levent metrosuna yürürken telefonuna bir teklif e-postası düşer. Ekte bir form vardır, son satırında aynı soru: “Maaş artış beklentiniz nedir?”
Kerem yazar: %120. Bu kez altına adını, soyadını ve telefon numarasını da ekler.



