Gece yarısına yarım saat var. Maslak 42’nin yedinci katındaki açık terasta dondurucu bir ayaz esiyor; rüzgâr boş kahve kartonlarını masaların altında yuvarlıyor. Masada üç ezilmiş Red Bull kutusu ve dibi tutmuş soğuk filtre kahve.

Yirmi altı yaşındaki frontend geliştiricisi Tolga, kucağındaki MacBook’un üstüne iki büklüm yığılmış. On dört saattir kod yazıyor; son üç haftadır haftada en az yetmiş iki saat çalıştı. Hesabına yatan net maaş 42.000 TL.

Arkasında kurucu ortak ve CEO Burak duruyor: otuz bir yaşında, üzerinde San Francisco’daki inkübasyon merkezinden kalma gri şişme yelek, elinde nane kokulu elektronik sigara. Elini babacan bir tavırla Tolga’nın omzuna koyuyor.

“Bak Tolga kardeşim, yorulduğunun farkındayım. Ama büyük resmi gör. Sen burada sadece bir frontend’ci değilsin. Sen bu şirketin yüzde 0,5 ortağısın.”

“Burak Abi, ev sahibi kirayı 34 bin yaptı. Kartın asgarisini bile ödeyemedim.”

“Kiraya takılma! Cuma günkü sürümü çıkarırsak Londra’daki fonla değerlemeyi 15 milyon dolara bağlıyoruz. Senin yüzde 0,5’in ne yapıyor biliyor musun? 75 bin dolar! Yirmi altı yaşında hangi arkadaşının cebinde 2,8 milyon TL hisse var?”

Tolga’nın tükenmiş zihnine sahte bir sıcaklık yayılır. Levent’teki üniversite arkadaşları altıda servise binip gitmiştir; onlar bordrolu birer köledir. Tolga ise bir “ortak”tır.

Uçurum

Tolga’nın elindeki tek güvence, işe başlarken imzaladığı on sekiz sayfalık İngilizce Share Option Agreement. Silikon Vadisi’nden kopyala-yapıştır edilmiş metnin ortasında küçük bir madde var: 4-year vesting with a 1-year cliff.

Plaza jargonundaki adı “uçurum”dur. İlk 365 gün boyunca vaat edilen hissenin tam olarak yüzde sıfırına sahipsinizdir. 364. günde yollar ayrılırsa, geride bıraktığınız bütün fazla mesai sıfırla çarpılır.

On birinci ayın ortasında hava birden soğur. Burak Slack’ten geç cevap vermeye başlar, birebir görüşmede yüzü asıktır.

“Tolga, son iki haftadır enerjinde ciddi bir düşüş seziyoruz. Startup temposu sana ağır mı geldi?”

“Nasıl yani Burak Abi? Geçen hafta seksen saat çalıştım. Ödeme entegrasyonunu tek başıma ayağa kaldırdım.”

“Teknik olarak iyisin, ona lafımız yok. Ama ‘culture fit’ göremiyoruz. Saat hesabı yapmaya başladın.”

İki gün sonra paylaşımlı ofisin üç metrekarelik telefon kabininde karar tebliğ edilir: “Pivot kararı ve kültürel uyumsuzluk nedeniyle yollarımızı ayırıyoruz.” Tolga’nın on bir ayda yazdığı on binlerce satır kod GitHub reposunda kalır. Tolga’ya kalan, bir SGK çıkış kodudur.

Yüzde 0,5 Nasıl Erir?

Diyelim ki Tolga uçurumu aştı, dört yıl dayandı ve yüzde 0,5’ini hak etti. O gün ikinci sihir devreye girer: sulandırma.

Tohum turunda melek yatırımcı şirketin yüzde 20’sini alır; Tolga’nın payı yüzde 0,40’a iner. Seri A’da Londra’daki fon yüzde 25 ister: yüzde 0,30. Seri B’de yeni fon yüzde 30 alır: yüzde 0,21. Yeni yöneticiler için opsiyon havuzu genişletilir: yüzde 0,14.

Asıl darbe ise sözleşmenin arkasındaki dipnottadır: 1x Non-Participating Liquidation Preference. Sokak Türkçesiyle: şirket satılırsa masadaki paradan önce yatırımcı yer.

Şirket 15 milyon dolara satılır; yatırımcılar içeriye toplam 14 milyon koymuştur. 14 milyonu onlar alır, geriye kalan 1 milyon hissedarlar arasında paylaşılır. Tolga’nın yüzde 0,14’ü 1.400 dolar eder.

Dört yılın feda edilen hafta sonları, bozulan gözler ve terk eden sevgililerin toplam değeri: yaklaşık 50 bin lira.

“Biz Burada Bir Aileyiz”

Levent’teki bir holdingde mesai altıda biter, çantanızı alıp çıkarsınız. Maslak’taki bir startup’ta altı buçukta çanta toplamak vatana ihanettir.

“Tolga, çıkıyor musun?”

“Saat yediye geliyor Burak Abi. Sporda dersim vardı.”

“Biz burada sabahlıyoruz, sen fitness diyorsun. Holding kafasından çıkamadın. Bizde ‘ownership’ kültürü var.”

Hisse vaadi burada bir kalkana dönüşür. İş Kanunu’na göre haftalık 45 saati aşan çalışmanın her saati için yüzde 50 zamlı ücret ödenir. Ama “ortak” olduğuna inandırılmış biri fazla mesai istemeye utanır.

Akşam sekizi çeyrek geçe ofise dört kutu karışık pizza gelir. Burak bir dilimi Tolga’ya uzatır:

“Al kardeşim ye, sıcacık. Bak şirket çalışanına nasıl değer veriyor. Ye de şu login ekranındaki bug’ı bu gece temizleyelim.”

Bakkalda Geçmeyen Milyonerlik

Şirket halka arz edilmedikçe ya da satılmadıkça o 75 bin dolar hayaldir. O hisseyle Maslak’taki marketten bir şişe su bile alamazsınız. Bazı sözleşmelerde opsiyonu kullanmak için cepten para ödemek de gerekir: “Tebrikler, vesting süren bitti. Hisselerini almak için 5 bin dolar yatırman lazım.” Tolga’nın hesabında 5 bin dolar yoktur. Kâğıt üzerinde zengindir.

Gece bir buçuğa doğru Tolga bilgisayarını kapatır. Şarj aletinin soyulmuş kablosu elektrik bandıyla sarılıdır; ay sonuna beş gün kala hesabında 840 TL vardır. Burak kapıda Uber Black’ini beklerken son kez gülümser:

“Yarın dokuzdaki standup’ı kaçırma. Bu şirket senin sayende unicorn olacak.”

Tolga metroya doğru yürürken telefonu titrer: “Değerli müşterimiz, kredi kartı asgari ödeme tutarınız 14.200 TL’dir. Son ödeme tarihi bugündür.”

Tolga bankanın sohbet asistanını açar ve yazar: “Ben bir şirketin yüzde 0,5 ortağıyım. Asgari ödemeyi hisseyle yapabilir miyim?”

Cevap iki saniyede gelir: “Sizi anlayamadım. Lütfen tutarı TL olarak giriniz.”