Açık Ofiste Parfüm Şişesini Boşaltan Satış Temsilcisinin Gaz Odası
Masasında müşteri toplantısı öncesi 14 fıs şekerli vanilya sıkan kıdemli satışçının açık ofiste yarattığı kimyasal biyolojik saldırı, VRF havalandırmanın çaresizliği ve astım kriziyle acil çıkışa koşan yazılımcılar.
acik-ofiste-parfum-sisesini-bosaltan-satis-temsilcisinin-gaz-odasi
Saat tam 10.42. Levent 199 Kulesi 18. kat.
Dışarıda hafif bir bahar güneşi parlıyor. İçeride seksen kişilik açık ofis sessizce çalışıyor.
Yazılımcılar kulaklıklarını takmış. Muhasebe fatura eşleştiriyor.
Hava yapay, soğutulmuş ve filtrelenmiş. Her şey son derece sakin görünüyor.
Tavandaki floresanlar hafifçe vızıldıyor. Bilgisayar fanları derinden homurdanıyor.
Ta ki satış masasının üçüncü sırasındaki çekmece açılana kadar.
Gıcırtıyla açılan metal çekmece, yaklaşan felaketin ilk habercisidir.
Kıdemli Satış Temsilcisi Korhan elini çekmeceye daldırır.
Ağır, yaldızlı ve siyah camdan dev bir parfüm şişesi çıkarır.
Şişenin ağırlığı en az yarım kilodur. Üzerinde altın varaklı harfler parlar.
Kapağı metalik bir sesle ayrılır: Çıt!
O an ofisteki havanın moleküler yapısı sonsuza dek değişir.
I. 10.42 Basınç Artışı: Müşteri Randevusu Öncesi Hazırlık
Korhan ayağa kalkmaz. Lavaboya gitmeyi aklından bile geçirmez.
Ona göre açık ofis kendi kişisel banyosudur. Masası ise soyunma odasıdır.
Saat 11.00’de Maslak’ta büyük bir holding ile randevusu vardır.
Korhan için satış demek koku demektir. Varlığını metrelerce öteden hissettirmek zorundadır.
Sol bileğini uzatır. Sağ elindeki şişeyi hedefe odaklar.
Yan masadaki junior iş analisti Defne başını ekrandan kaldırır. Gözlerinde saf bir dehşet belirir.
Defne çantasındaki alerji ilacını yoklar. Çekmeceden hemen kağıt mendil çıkarır.
Çok geç kalmıştır. Korhan parmağını pompaya yerleştirmiştir bile.
— “Korhan Bey, lütfen masada sıkmayın.”
— “İki fıs sıkıp çıkıyorum Defne, sakin ol.”
— “Dün de öyle dediniz, akşama kadar kustum.”
— “Başım çatladı, üç tane ağrı kesici içtim.”
— “Bu orijinal Fransız niş parfümü Defne.”
— “İçinde madagaskar vanilyası ve amber var.”
— “Şişesi 350 Euro, kıymetini bil.”
— “Korhan Bey kokunun fiyatı değil, şiddeti öldürüyor!”
— “Abartıyorsun Defne, mis gibi temizlik kokusu.”
Defne ağzını açamadan ilk tetik çekilir.
Pıssst!
Yoğun bir karamelize vanilya bulutu havaya fırlar.
II. ‘Fıs-Fıs-Fıs’: On Dört Darbeli Kimyasal Yayılım
İki fıs vaadi anında çöpe atılır. Korhan trans haline geçmiştir.
İlk fıs sol bileğe iner.
İkinci fıs sağ bileğe çarpar.
Bileklerini birbirine hırsla sürter: Hışır hışır!
Üçüncü fıs boynun sol tarafına sıkılır: Pıssst!
Dördüncü fıs boynun sağına hedef alır: Pıssst!
Beşinci fıs ensesine değer.
Altıncı ve yedinci fıslar takım elbisesinin yakalarına boca edilir.
Açık ofis donup kalmıştır. Klavyeler susar.
Yandaki masada kod yazan backend geliştirici Emre kulaklığını çıkarır.
Gözleri yanmaya başlar. Burnuna asit dökülmüş gibi hisseder.
Fakat Korhan durmaz. Sekizinci fıs göğüs kafesine iner.
Dokuz, on, on bir… Parfüm değil, adeta yangın söndürme tüpü boşaltmaktadır.
On ikinci fısta havaya doğru sıkar. Oluşan koku bulutunun altından yürüyerek geçer.
On üçüncü fıs kravatına gelir.
On dördüncü fıs ise saçlarının üstüne püskürtülür: Pıssss!
Metal kapak kapanır: Tak!
Korhan derin bir nefes alır. Kendinden son derece memnundur.
— “Harika oldu. Şimdi müşteri düşünsün.”
— “Korhan Bey, biz ölüyoruz burada!”
— “Abartma Emre, alt tarafı tatlı bir koku.”
— “Tatlı değil bu, şeker fabrikası patlaması!”
III. VRF Klima Döngüsü ve Merkezi Gaz Dağıtımı
Parfüm sadece Korhan’ın etrafında kalsaydı sorun çözülürdü.
Fakat tavandaki merkezi VRF iklimlendirme menfezleri devreye girer.
Metal ızgaralar yoğun vanilya ve tonka fasulyesi sisini vakum gibi çeker: Vuuu!
Merkezi santral kokuyu alır. İki saniye içinde tüm 18. kata homojen şekilde üfler.
Artık kaçış yoktur. Seksen kişi aynı anda zehirlenmektedir.
Yazılım departmanında öksürük nöbetleri başlar: Öhö! Öhö!
İnsan kaynakları masasında üç uzman aynı anda mendil çıkarır.
Finans direktörünün odasındaki cam menfezden içeri şekerli duman sızar.
Direktör kapısını hızla açar:
— “Burada şekerli pamuk mu yakıyorsunuz?”
— “Yok Ali Bey, Korhan Bey hazırlandı.”
— “Bu koku ne böyle? Boğazım düğümlendi!”
Korhan çantasını toplar. Yüzünde gururlu bir tebessüm vardır.
— “Ali Bey imza kokum bu, fark yaratıyoruz sahada.”
— “Korhan hemen çık dışarı, nefes alamıyoruz!”
Korhan montunu sırtlar. Arkasında devasa bir koku kuyruğu bırakarak asansöre doğru ilerler.
Asansör kabinine biner. Kabindeki insanlar anında montlarının yakalarına gömülür.
IV. Arka Sıralarda İsyan: Parol ve Kahve Çekirdeği Seferberliği
Saat 11.05 olur. Korhan binayı terk etmiştir.
Fakat mirası ofisin her santimetrekaresine sinmiştir.
Masa tablaları, monitörler, koltuk kumaşları buram buram sentetik vanilya kokmaktadır.
Defne çantasından bir blister Parol çıkarır. Tek hamlede iki tablet yutar.
Şakaklarını ovar. Göz damarlarında zonklama başlamıştır.
— “Benim migrenim tuttu arkadaşlar.”
— “Ben de nefes alamıyorum Defne.”
— “Mutfaktaki kahve çekirdeklerini getirin çabuk!”
Junior geliştirici Can mutfağa koşar. Büyük boy espresso çekirdeği kavanozunu kapıp gelir.
Kavanoz masaların arasında elden ele dolaşır.
Çalışanlar burunlarını kavanoza sokup derin nefesler çeker:
— “Ver bana Can, burnumun koku alma duyusu felç oldu.”
— “Çekirdek de fayda etmiyor, vanilya her yeri kaplamış.”
— “Camı açalım arkadaşlar!”
Biri bağırır:
— “Burası 18. kat! Camlar güvenlik sebebiyle açılmıyor!”
— “Havalandırmayı kapatın o zaman!”
— “Kapatırsak havasızlıktan ölürüz!”
Ofiste tam bir kaos hakimdir. İki kişi lavaboya koşup kusar.
Üçüncü sıradaki kıdemli analist masasının altına sığınır. Islak mendili burnuna tampon yapar.
Mutfaktan iki paket kolonyalı mendil getirilir. Masalar deterjanla silinmeye çalışılır.
Fakat nafiledir. Sentetik moleküller suntalam yüzeylere yapışmıştır.
Kat revirinden hemşire çağrılır. Hemşire hanım elinde tansiyon aletiyle kata girer.
İçeri adım attığı an duraksar. Elindeki çantayı düşürür:
— “Burada yangın mı çıktı?”
— “Yangın değil hemşire hanım, satışçı hazırlandı.”
— “İçerisi gaz odasına dönmüş!”
— “Astımı olan var mı aranızda?”
Defne elini kaldırır:
— “Ben varım. Boğazım tamamen tıkandı.”
— “Hemen revire iniyoruz Defne, sana buhar vereceğim.”
Defne koluna girilerek asansöre götürülür. Arkasından iki analist daha katılır.
Ofisin yarısı revir sırasına girmiştir. Korhan’ın 14 fıslık gösterisi şirketin sağlık bütçesini tüketmiştir.
V. İK’ya İsimsiz Şikayet ve ‘Koku Çemberi’ Genelgesi
Saat 11.45. İnsan Kaynakları departmanı acil toplanır.
İK Müdürü Hande Hanım’ın masasına on sekiz adet isimsiz şikayet e-postası düşmüştür.
E-postaların konusu ortaktır: “18. Kat Kimyasal Tehdit”.
Departmanın dahili Slack kanalı kaynamaktadır.
Yazılımcılar anonim anket başlatmıştır: “Koku gaz maskesi gerektirir mi?”
Sonuç yüzde 94 evet çıkar.
Hande Hanım başını iki yana sallar. Hemen şirket geneline bir e-posta taslağı hazırlar.
Kurumsal dünyada kimsenin yüzüne doğrudan “leş gibi kokuyorsun” denemez.
Bunun yerine pasif agresif genelgeler yazılır.
Konu: “Ortak Çalışma Alanlarında Koku Hijyeni ve Farkındalık”.
Hande Hanım tuşlara basar:
“Değerli Çalışma Arkadaşlarımız,
Açık ofis ekosisteminde sinerjimizi korumak adına kişisel koku çemberimize özen göstermeliyiz.
Koku çemberi, bireyin vücudundan itibaren bir kol boyu mesafeyi kapsar.
Özellikle yoğun şekerli, baharatlı ve oriental notaların açık ofis içinde sıkılmaması önemle rica olunur.
Tazeleme işlemlerinin lavabolarda ve ölçülü yapılması beklenmektedir.
Anlayışınız ve çevik hassasiyetiniz için teşekkür ederiz.”
E-posta “Tüm Şirket” listesine gönderilir: Gönder!
Mesaj düşer düşmez Korhan Maslak’taki müşterinin lobisindedir.
Telefonuna bakar, e-postayı okur.
Yanındaki stajyere döner:
— “Görüyor musun stajyer?”
— “Neyi Korhan Bey?”
— “Ofiste biri yine ağır hacı yağı sürmüş.”
— “İK genelge yayınlamak zorunda kalmış.”
— “İnsanlar çok görgüsüz gerçekten.”
— “Benim gibi zarif parfümler kullansalar hiç sorun olmayacak.”
Stajyer dehşet içinde Korhan’a bakar. Korhan’ın etrafındaki koku halesi gözlerini yaşartmaktadır.
Stajyer ağzını mendille kapatır. Müşteri toplantısı öncesi bayılmaktan korkar.
VI. Yangın Merdiveni Balkonunda Temiz Hava Çaresizliği
Saat 13.15.
- kattaki çalışanlar açık ofisi terk etmiştir.
Departmanın yarısı kabanlarını giyip yangın merdiveni sahanlığına sığınmıştır.
Ağır çelik kapı aralık bırakılmıştır. Daracık beton basamaklarda dokuz kişi oturmaktadır.
Defne elindeki su şişesini kafasına diker.
— “Ben yarın remote çalışacağım Cem.”
— “Beni İK bile ofise sokamaz artık.”
— “Doktordan kimyasal maruziyet raporu alacağım.”
Cem merdiven korkuluğuna yaslanır.
— “Adamın masasına tuzak kurmamız lazım.”
— “Nasıl bir tuzak?”
— “O siyah şişeyi gizlice alıp içine çeşme suyu dolduracağız.”
— “Hatta biraz da limon kolonyası ekleriz.”
— “En azından ciğerlerimiz iflas etmez.”
O sırada yangın kapısı aniden aralanır.
İçeriye tanıdık bir silüet girer. Korhan toplantıdan dönmüştür.
Ceketini omzuna atmıştır. Gülümseyerek basamaklara bakar.
— “Gençler naber ya?”
— “Müşteriyi bağladım, 1,2 milyon dolarlık kontrat cepte!”
— “Siz niye burada oturuyorsunuz?”
Defne öksürür. Gözlerini kaçırır.
— “Hava alıyoruz Korhan Bey.”
— “İçerisi çok havasız da.”
Korhan elini cebine atar. Yaldızlı şişe tekrar gün yüzüne çıkar.
— “İyi yaptınız. Ben de tam toplantı yorgunluğunu atmak için iki fıs tazeleyecektim.”
Defne ile Cem aynı anda ayağa fırlar:
— “HAYIR! SIKMA!”
Fakat tetik çoktan basılmıştır: Pıssssst!
Merdiven boşluğunda yankılanan fıs sesi, açık ofis çalışanlarının son umudunu da öldürür.
Karamel ve vanilya bulutu daracık beton kuyuda hapsolur.
Dokuz beyaz yakalı çığlıklar atarak aşağı katlara doğru kaçışır.
Bina güvenlik görevlileri yangın ihbarı zannedip 16. kata koşar.
Güvenlik şefi telsize bağırır:
— “Merkez, 18. katta gaz kaçağı şüphesi var!”
— “Durum nedir ekip?”
— “Bütün departman ağlayarak merdivenlerden iniyor!”
— “Hemen ambulans çağırın!”
Açık ofis hayatı bir kez daha şekerli bir kimyasal teröre kurban gitmiştir.
Satış hedefleri tutturulmuş, fakat ciğerler imha edilmiştir.