Levent 199’un 18. katında hafif bir bahar sabahı. Seksen kişilik açık ofis sessizce çalışıyor: yazılımcılar kulaklıklarını takmış, muhasebe fatura eşleştiriyor, hava yapay, soğutulmuş ve filtrelenmiş. Tavandaki floresanlar vızıldıyor, bilgisayar fanları homurdanıyor.

Saat 10.42. Satış masasının üçüncü sırasında metal bir çekmece gıcırdayarak açılır.

Kıdemli Satış Temsilcisi Korhan elini çekmeceye daldırır ve yaldızlı, siyah camdan, en az yarım kiloluk bir parfüm şişesi çıkarır. Kapak metalik bir sesle ayrılır: Çıt!

Müşteri Randevusu Öncesi

Korhan lavaboya gitmeyi aklından bile geçirmez. Ona göre açık ofis kişisel banyosu, masası soyunma odasıdır. Saat 11.00’de Maslak’ta büyük bir müşteriyle randevusu vardır ve Korhan için satış koku demektir; varlığını metrelerce öteden hissettirmelidir.

Yan masadaki junior iş analisti Defne başını ekrandan kaldırır, çantasındaki alerji ilacını yoklar.

“Korhan Bey, lütfen masada sıkmayın.”

“İki fıs sıkıp çıkıyorum Defne, sakin ol.”

“Dün de öyle dediniz, akşama kadar başım çatladı.”

“Bu orijinal Fransız niş parfümü. İçinde Madagaskar vanilyası ve amber var. Şişesi 350 euro, kıymetini bil.”

“Korhan Bey, kokunun fiyatı değil şiddeti öldürüyor!”

Pıssst! Yoğun bir karamelize vanilya bulutu havaya fırlar.

On Dört Darbe

İki fıs vaadi anında çöpe atılır. Birinci fıs sol bileğe, ikincisi sağ bileğe iner; bilekler hırsla birbirine sürtülür. Üçüncü ve dördüncü boynun iki yanına, beşinci enseye gider. Altıncı ve yedinci ceketin yakalarına boca edilir.

Klavyeler susar. Backend geliştirici Emre kulaklığını çıkarır; burnuna asit dökülmüş gibidir. Korhan durmaz. Sekizinci fıs göğse, dokuz, on, on bir… Parfüm değil, yangın söndürme tüpü boşaltmaktadır. On ikincide havaya sıkıp bulutun altından yürüyerek geçer. On üçüncü kravata, on dördüncü saçlarına. Kapak kapanır: Tak!

“Harika oldu. Şimdi müşteri düşünsün.”

“Korhan Bey, biz ölüyoruz burada!”

“Abartma Emre, alt tarafı tatlı bir koku.”

“Tatlı değil bu, şeker fabrikası patlaması!”

Merkezi Gaz Dağıtımı

Koku Korhan’ın etrafında kalsa sorun çözülürdü. Ama tavandaki VRF menfezleri devreye girer, vanilya ve tonka sisini vakum gibi çeker ve iki saniye içinde bütün kata homojen biçimde üfler. Artık kaçış yoktur. Yazılımda öksürük nöbeti başlar, İK masasında üç uzman aynı anda mendil çıkarır. Finans direktörü kapısını hızla açar:

“Burada pamuk şeker mi yakıyorsunuz?”

“Yok Ali Bey, Korhan Bey hazırlandı.”

“Ali Bey, imza kokum bu. Fark yaratıyoruz sahada.”

“Korhan hemen çık dışarı, nefes alamıyoruz!”

Korhan arkasında devasa bir koku kuyruğu bırakarak asansöre biner. Kabindekiler montlarının yakasına gömülür.

Parol ve Kahve Çekirdeği

Saat 11.05’te Korhan binayı terk etmiştir, ama mirası her santimetrekareye sinmiştir. Defne iki Parol yutar. Junior geliştirici Can mutfaktan espresso çekirdeği kavanozunu kapıp gelir; kavanoz elden ele dolaşır, herkes burnunu sokup nefes çeker.

“Camı açalım arkadaşlar!”

“Burası 18. kat! Camlar açılmıyor!”

“Havalandırmayı kapatın o zaman!”

“Kapatırsak havasızlıktan ölürüz!”

Masalar kolonyalı mendille silinir, nafile. Kat revirinden hemşire çağrılır. İçeri adım attığı an duraksar:

“Burada yangın mı çıktı?”

“Yangın değil hemşire hanım, satışçı hazırlandı.”

“Astımı olan var mı?”

Defne elini kaldırır ve koluna girilerek revire indirilir. Arkasından iki analist daha katılır.

Koku Çemberi Genelgesi

Saat 11.45’te İK Müdürü Hande Hanım’ın kutusunda on sekiz isimsiz şikâyet vardır; konu satırları ortaktır: “18. Kat Kimyasal Tehdit”. Yazılımcıların Slack anketinde “Koku gaz maskesi gerektirir mi?” sorusuna yüzde 94 evet çıkar.

Plazada kimsenin yüzüne doğrudan “leş gibi kokuyorsun” denmez. Pasif agresif genelge yazılır:

“Değerli Çalışma Arkadaşlarımız, açık ofis ekosisteminde sinerjimizi korumak adına kişisel koku çemberimize özen göstermeliyiz. Özellikle yoğun şekerli ve oriental notaların açık ofiste sıkılmaması önemle rica olunur.”

E-posta düştüğünde Korhan, Maslak’taki müşterinin lobisindedir. Telefonuna bakıp stajyere döner:

“Görüyor musun? Ofiste biri yine ağır hacı yağı sürmüş, İK genelge yayınlamak zorunda kalmış. İnsanlar çok görgüsüz. Benim gibi zarif parfüm kullansalar hiç sorun olmayacak.”

Stajyer ağzını mendille kapatır. Toplantıdan önce bayılmaktan korkmaktadır.

Yangın Merdiveni

Saat 13.15’te departmanın yarısı kabanlarını giyip yangın merdiveni sahanlığına sığınmıştır. Beton basamaklarda dokuz kişi oturur.

“Ben yarın remote çalışacağım Cem. Doktordan kimyasal maruziyet raporu alacağım.”

“Adamın şişesini gizlice alıp içine çeşme suyu dolduralım. Biraz da limon kolonyası ekleriz.”

Yangın kapısı aralanır. Korhan, ceketi omzunda, gülümseyerek girer:

“Gençler naber? Müşteriyi bağladım, 1,2 milyon dolarlık kontrat cepte! Siz niye buradasınız?”

“Hava alıyoruz Korhan Bey. İçerisi çok havasız da.”

Korhan elini cebine atar. Yaldızlı şişe yeniden gün yüzüne çıkar.

“İyi yaptınız. Ben de toplantı yorgunluğunu atmak için iki fıs tazeleyecektim.”

“HAYIR! SIKMA!”

Pıssssst! Karamel ve vanilya bulutu dar beton kuyuda hapsolur, dokuz kişi aşağı katlara kaçışır. Güvenlik şefi telsize sarılır:

“Merkez, 18. katta gaz kaçağı şüphesi var! Bütün departman ağlayarak merdivenden iniyor!”

“Gaz kaçağı mı, emin misin?”

“Değilim merkez. Bir dakika… Satışçı tazelenmiş.”