Büyükdere Caddesi’nin Levent ucunda, elli yıllık bir sanayi holdinginin genel müdürlük katındayız. Koridorlar devlet dairesi kokar; duvarları ceviz kaplama, tabanları bordo yün halı örter. Duvarda kurucunun yağlı boya portresi asılıdır. Kurucu bastonuna yaslanmış, geçen personele kaşlarını çatarak bakar.

Açık ofis adasında yirmi dokuz yaşındaki Ürün Yöneticisi Kerem oturur. Ekranında holdingin can damarı SAP açıktır. Kerem sistemde bir satın alma talebi açmıştır: 1.500 TL. Konusu bir bulut tasarım lisansıdır, Figma Pro. Yönetim katındaki porselen çerez tabağı bile daha pahalıdır. Ama ekrandaki onay ağacı aşağı doğru uzar, uzar: o bin beş yüz liranın ödenmesi için tam on dört imza gerekir.

Buzlu camlı odada Satınalma Kategori Müdürü Vecdi Bey, önündeki faks kâğıdını kırmızı mürekkepli dolma kalemle paraflamaktadır.

“Mert, talebi gireli on sekiz gün oldu. On dört onaydan dördü bitti, yazılımcılar iki haftadır tasarım bekliyor.”

“Vecdi Bey ne diyor abi?”

“Kendi kartımla ödeyeyim dedim, çıldırdı. Harcama pusulası olmadan teftişe girermişiz.”

Meşe Kaplamalı Odada Zaman Durur

Saat 11.35’te Kerem buzlu cam kapıyı tıklar. Vecdi Bey gözlüğünün üstünden bakar:

“Yine mi sen Kerem?”

“Vecdi Bey, Figma lisansı onayınızda bekliyor, ekip boş oturuyor.”

“Önümde elli milyonluk çimento fırını ihalesi var evlat. Senin bin beş yüz liralık internet oyuncağınla mı uğraşacağım?”

“Fiori ekranında tek tıkla onaylayacaksınız.”

“Öyle tıkla mıkla olmaz. Holding burası, bakkal dükkânı işletmiyoruz.”

Holding kültüründe hızlı onay vermek hafiflik sayılır. Bir talebi on dakikada yanıtlayan yöneticiye “işi gücü yok” damgası vurulur. Bu yüzden evrak masada en az üç iş günü demlenir; yönetici dosyayı bekleterek kendi ağırlığını kanıtlar.

“Adam dosyayı rehin tutuyor Mert.”

“Normal abi, dün koridorda ‘İşler çok yoğun, nefes alamıyoruz’ diyordu.”

“Sabahtan beri faks kâğıdı katlıyor!”

“Olsun abi, kâğıt katlamak da köklü bir duruştur.”

Onay Ağacı

Kerem ekrandaki onay piramidine yeniden bakar. Talep sahibi Kerem birinci gün girmiş; birim müdürü üçüncü, bölüm direktörü altıncı, bilgi güvenliği dokuzuncu, kurumsal mimari on üçüncü, satınalma uzmanı on altıncı gün onaylamıştır. Sırada Vecdi Bey vardır. Ondan sonra mali kontrol, muhasebe müdürü, bütçe planlama direktörü, hukuk müşavirliği, CFO, teftiş kurulu başkanı ve son olarak genel sekreterlik gelir. Her unvan varlığını sisteme vurduğu mühürle kanıtlar.

“Bilgi güvenliği neden dokuz gün bekletti?”

“Bulutta saklanan kutucukların şirket sırrı olup olmadığını tartıştılar abi.”

“Kutucuk yahu, mobil ekran çiziyoruz!”

“Ya rakip holding o butonun rengini çalarsa?”

Kurumsal mimari de boş durmaz, 2004 yapımı bir intranet aracını önerir:

“Kerem Bey, yerli yazılımımız var, onu kullansanız?”

“O yazılım Windows XP’de bile açılmıyor Burak Bey!”

“Olsun, holdingin malıdır. Amortismanı henüz bitmedi.”

Islak İmza ve Kaliforniya Bulutu

Asıl kriz satınalma yönetmeliğinde patlar. Holding el kitabı en son 1994’te basılmıştır ve maddesi nettir: “Her alım için üç farklı firmadan ıslak imzalı teklif mektubu alınır. Noter onaylı imza sirküleri dosyaya eklenir.”

Kerem Figma’nın sitesini açar. Ekranda yalnızca mavi bir buton vardır: “Upgrade to Pro”. Ne kaşe vardır ne ıslak imza; site sadece kredi kartı sorar. Vecdi Bey masaya vurur:

“Olmaz öyle saçmalık! Kim bu Figma, ticaret sicil gazetesi nerede?”

“Vecdi Bey, Amerika’da borsaya açık bir şirket bunlar.”

“Bana ne Amerika’dan! Noter tasdikli imza sirkülerini göreceğim. Altı sayfalık Tedarikçi Etik Beyannamemizi de kaşeleyecekler.”

Kerem San Francisco’daki destek hattına yazar: “Satınalma prosedürümüz gereği noter onaylı imza sirkülerinizi ivedilikle kargolayınız.” Üç dakika sonra otomatik yanıt düşer: fiziki kaşe veya ıslak imza sağlanmamaktadır. Vecdi Bey zafer kazanmış gibi sırıtır:

“Gördün mü? Muhatap bile yok. Holding kapısı öyle kolay açılmaz.”

Arkasını Sağlama Alma Sanatı

Neden on dört imza? Çünkü belgede tek imza varsa proje batınca fatura o yöneticiye kesilir. On dört imza varsa kimse suçlanamaz; hata şahısların değil, prosedürün hatasıdır. Prosedür ise işten atılamaz.

“Uzman girdi, ben sadece parafladım.”

“Müdür gördü, ben imzaya güvendim.”

“Hukuk onayladı, ben bütçeye baktım.”

Kimse risk almaz, herkes güvendedir. Proje hariç.

Hukuk iki hafta sözleşmeyi inceler ve yetki maddesine takılır:

“Kerem Bey, Figma ihtilaf halinde San Francisco mahkemelerini yetkili kılmış. Biz bunu Çağlayan Adliyesi yapmalıyız.”

“Figma San Francisco’yu bırakıp Çağlayan’a gelir mi Sinan Bey?”

“Gelmezse holdingimizin kapısından giremez Kerem Bey.”

Süreç bir hafta daha kilitlenir.

Yetmiş Sekiz Gün Sonra

Nisanın son perşembesi, talebin açılmasının yetmiş sekizinci günü, Kerem’in ekranına yeşil bir bildirim düşer: “Tebrikler! Talebiniz satın alma siparişine dönüştürülmüştür.”

Kerem gülümsemez. Rakip fintech benzer arayüzü üç hafta önce piyasaya sürmüştür. Tasarım bekleyen iki kıdemli yazılımcı istifa etmiştir; biri Amsterdam’a gitmiş, öbürü Londra’ya uzaktan kod yazmaktadır. Yönetim kurulu projeyi gündemden düşürmüş, ekibe “Beklentinin Altında” notu verilmiştir.

Vecdi Bey koridordan geçerken Kerem’in omzuna gururla vurur:

“Gördün mü, biraz bekledin ama lisansın çıktı. Biz asırlık kurumuz evlat. Aceleye getirmeyiz, ama prosedürü eksiksiz yaparız.”

Kerem lisans sayfasını açar. Figma Pro aylık abonelikmiş; ilk ay çoktan dolmuştur. Yenileme için SAP’te yeni bir talep açar. Onay ağacı on dört basamaktır.