Çapraz Masada Fısıltıyla Müşteriye Yalan Söyleyen Satışçının Tiyatrosu: Gümrük Masalları
Açık ofisin mutlak sessizliğinde müşteriye 'ürününüz gümrükten çıktı, tır yolda' derken SAP ekranında siparişi bile girmemiş satış temsilcisinin kurumsal tiyatrosu.
capraz-masada-fisiltiyla-musteriye-yalan-soyleyen-satiscinin-tiyatrosu
I. 11.20: Kadife Ses Tonu ve Çapraz Masadaki Tiyatro
Saat tam 11.20.
Maslak 42 sekizinci katında derin bir çalışma sessizliği hakimdir.
Açık ofisin tavanında gri ses emici akustik paneller asılıdır. Ancak bu paneller insan fısıltısını bile yutamaz.
Sadece mekanik klavyelerin sert tıkırtıları duyulur. Finans analistleri siyah gürültü önleyici kulaklıklarını takmıştır. Herkes iki ekranına birden kilitlenmiştir.
Bu mutlak ofis sessizliğini aniden bir ses böler.
Çapraz masada oturan kıdemli kurumsal satış yöneticisi Tolga dikleşir. Lacivert ceketinin yakasını hafifçe düzeltir.
Jabra marka kablosuz kulaklığının dokunmatik yüzeyine tıklar. Kulaklığın üzerindeki minik kırmızı meşgul ışığı parlar.
Tolga’nın ses tonu bir anda değişir. Günlük konuşmasındaki o kaba, lakayt ve umursamaz ton tamamen buharlaşır.
Yerini ipeksi, kadife gibi ve aşırı güven veren bir tona bırakır.
Gözlerini plazanın gri tavanına diker. Masadaki gümüş renkli metal kalemi parmaklarının arasında ritmik şekilde çevirir.
— “Ahmet Bey! Harika bir iş günü diliyorum efendim.”
— “Sesinizi duymak şirketimiz adına ne kadar büyük bir onur.”
— “Çok haklısınız, sevkiyat durumunu sormak için aradınız.”
— “İnanır mısınız, ben de tam bu saniyede dosyanızı açıyordum.”
— “Kalp kalbe karşıymış Ahmet Beyciğim.”
— “Tabii ki, notlarımı anlık sistemimden kontrol ediyorum.”
Tolga’nın yüzünde sahte ve geniş bir tebessüm parlar.
Çaprazındaki operasyon uzmanı Melis başını aniden kaldırır. Gözlerini kısar. Tolga’yı dikkatle izler.
Melis bu ses tonunu çok iyi tanır. Bu ton yaklaşan büyük bir felaketin ilk işaretidir.
Tolga her ne zaman bu kadar aşırı kibar konuşsa, arkasından devasa bir operasyonel yangın çıkar.
Melis elindeki seramik kahve kupasını masaya bırakır. Kulak kabartır.
II. ‘Gümrükten Çıktı Efendim’ Masalı ve Kurgusal Lojistik
Tolga koltuğunda arkaya doğru hafifçe yaslanır. Ayaklarını masanın altında çapraz atar.
Sanki bir sahnede tek kişilik dev bir oyun sergilemektedir. Sesindeki güven dozu zirveye tırmanır.
— “Ahmet Bey, lütfen hiç endişe etmeyiniz.”
— “Konteynerleriniz bu sabah 06.30’da Muratbey Gümrük Müdürlüğü’nden çıktı.”
— “Kırmızı hat muayenesi tertemiz tamamlandı.”
— “Gümrük müşavirimiz bizzat başında bekledi.”
— “Ordino işlemleri doğrudan benim takibimdeydi.”
— “Şu anda paletler Gebze ana lojistik aktarma merkezimizde.”
— “Özel süspansiyonlu tırımıza yükleme işlemi başladı bile.”
— “Şoförümüz Mehmet Kaptan ile az önce görüştüm.”
— “Yarın sabah saat tam 09.00’da fabrikanızın kapısında olacak.”
— “Bizde müşteri sözü senettir Ahmet Bey, lütfen rahat uyuyunuz.”
— “Faturayı da muhasebenize az önce e-posta ile geçtim.”
Tolga telefonu kulağında tutar. Sol eliyle havaya hayali zafer yumrukları savurur.
Karşı tarafın rahatladığı ses tonundan bellidir.
“Tolga Bey harikasınız, holdingimiz sizinle çalışmaktan gurur duyuyor” dediği kulaklıktan dışarıya taşar.
Tolga sırıtır. Göğsü gururla kabarır.
— “Rica ederim efendim, kusursuz hizmet bizim şirket felsefemizdir.”
— “Yarın sabah araç takip linkini size bizzat WhatsApp’tan atacağım.”
— “Saygılarımı sunarım, yönetim kurulu başkanınıza hürmetler.”
Tolga parmağını kulaklığına dokundurur. Görüşmeyi tek hamlede sonlandırır: bip.
Odadaki gergin hava anında yerini derin ve buz gibi bir sessizliğe bırakır.
III. SAP Ekranındaki Acı Gerçek: Sıfır Sipariş Girişi
Tolga derin bir nefes verir. Ceketinin orta düğmesini çözer.
Önünde parlayan yirmi yedi inçlik kavisli ekrana döner.
Ekranda kurumsal kaynak planlama yazılımı SAP açıktır. “VA01 Satış Siparişi Yarat” sekmesi donuk mavi renkte durur.
Melis oturduğu döner sandalyeyi tekerlekleri üzerinde hızla kaydırır. Tolga’nın monitörüne doğru yaklaşır.
Ekrana gözlerini diker. Gördüğü boşluk karşısında nutku tutulur.
Sistemde ne bir sipariş kaydı vardır, ne de onaylanmış bir irsaliye.
“Sipariş Girişi” formunun kutuları tamamen boştur. Malzeme kodu alanında sarı bir ünlem işareti yanıp söner.
Bırakın gümrüğü, tedarikçi fabrikaya tek bir teklif talebi bile iletilmemiştir.
Satış bedeli tam 2,8 milyon TL olan endüstriyel parça henüz hammadde halinde bile değildir.
Hatta müşteriden alınması zorunlu olan yüzde 30 nakit peşinat dahi banka hesabına yatmamıştır.
Melis’in gözbebekleri büyür. Dudakları öfkeden titremeye başlar.
— “Tolga, sen az önce o adama tam ne anlattın?”
— “Duydun işte Melis, mal gümrükten çıktı dedim.”
— “Hangi tır yolda Tolga? Siparişi bile girmemişsin sisteme!”
— “Gireceğim Melis, sakin ol biraz.”
— “Adamın koca fabrikası yarın sabah üretim bekliyor!”
— “Biliyorum, biraz sabırsız bir müşteri.”
— “Sabırsız mı? Montaj hattı duracak diyor adam!”
— “Hat durmaz Melis, Türk sanayisi her krizi çözer.”
— “Sen delirdin mi? Bu ürün daha Çin’den gemiye yüklenmedi!”
— “Gemiye gerek yok, gerekirse hava kargoyla çekeriz.”
— “Hava kargo masrafı ürünün iki katı tutar Tolga!”
— “Bütçeyi müşteri ilişkileri fonundan düşeriz, dert etme.”
— “Şirketin öyle bir fonu yok Tolga, uydurma!”
— “Ben yaratırım Melis, satışın gücünü hafife alma.”
Melis iki elini birden şakaklarına bastırır. Masadaki metal zımbayı kıracak gibi sıkar.
Bu yalan sıradan bir gecikme mazereti değildir. Bu organize bir kurumsal felakettir.
IV. Operasyon Uzmanı Melis’in Soğuk Terleri
Melis açık ofisin ortasında ayağa fırlar. Ses tonunu güçlükle zapt eder.
Çünkü tüm lojistik, depo ve operasyonel fatura yarın sabah onun masasına yıkılacaktır.
Müşteri kapıda tırı göremeyince ilk Melis’in dahili numarasını tuşlayacaktır.
Hakaretler, tazminat tehditleri ve avukat ihtarları Melis’in e-posta kutusuna yağacaktır.
Tolga ise sahada “müşteri toplantısındayım” bahanesiyle telefonunu uçak moduna alacaktır.
Bu sahtekarlık tiyatrosu bu katta her çeyrek sonu tekrarlanmaktadır.
— “Tolga, ben yarın sabah bu müşteriye ne hesap vereceğim?”
— “Gümrük muayene sisteminde global çökme var dersin.”
— “Ben bu yalanı söyleyemem Tolga!”
— “Kurumsal hayatta buna yalan denmez Melis.”
— “Ne denir peki?”
— “Stratejik beklenti yönetimi denir.”
— “Beklenti yönetimi senin çeyrek primin için insan aldatmak mı?”
— “Aldatmıyorum, operasyona zaman kazandırıyorum.”
— “Gemi Şanghay limanında tayfun yüzünden bağlı diyorum sana!”
— “Tamam işte, tayfun dinince yola çıkar.”
— “Yarın sabah fabrikanın kapısına tır yerine tayfun mu göndereceksin?”
— “Lojistik acentesini ara, araya hatır koysunlar.”
— “Hangi hatır Pasifik Okyanusu’nu bir gecede aşar Tolga?”
— “Sen biraz negatif bakıyorsun olaylara Melis.”
Melis’in yanakları hiddetten kıpkırmızı kesilir. Kalbi deli gibi çarpar.
Kendi kariyerini bu sorumsuz satışçının prim hırsı yüzünden tehlikeye atamaz.
Departman yöneticisinin cam odasına doğru bakar.
Genel müdür yardımcısının kapısı sımsıkı kapalıdır. İçeride yönetim kurulu bütçe sunumu yapılmaktadır.
O odaya girip şikayet etse bile sonuç değişmez. Yönetim her zaman ciroyu getiren adamı korur.
Operasyon ise her zaman suçlu bulunur. Sistem kurgusu buna göre ayarlanmıştır.
V. Telefonun Kapanışı ve ‘Satışçı Refleksi’ Savunması
Tolga hiç istifini bozmaz. Deri koltuğunda gerinir.
Çekmecesinden antep fıstıklı çikolata paketini çıkarır.
Paketi yavaş adımlarla açar. Ağzına büyük bir parça atar.
Melis’in çırpınışı onun zerre kadar umurunda değildir.
Maslak kulelerinde kurumsal satışçıların mutlak dokunulmazlığı vardır.
Şirketin cirosunu getiren personel her koşulda haklı çıkarılır.
Operasyon ekibi ise sadece arkadaki pisliği temizleyen görünmez hamallardır.
— “Melis, sen neden bu kadar panik yapıyorsun?”
— “Yarın sabah holding tazminat davası açacak Tolga!”
— “Hiçbir dava açamazlar, sözleşmeye olağanüstü hal maddesi koyduk.”
— “Olağanüstü hal senin tembelliğin mi?”
— “Tembellik değil, kasıtlı bekleme.”
— “Neden bekledin peki?”
— “Müşterinin banka limiti kırmızıdaydı, finans onayını bekledim.”
— “Onay çıkmadıysa adama neden tır yolda dedin?”
— “Siparişi rakip firmaya kaptırmamak için dedim Melis.”
— “Bu düpedüz hiledir Tolga!”
— “Bu modern ticarettir Melis, piyasayı öğren artık.”
— “Yarın genel müdürün masasına gideceğim.”
— “Git Melis, bu ayki bireysel satış hedefimi yüzde 140 tutturdum.”
— “Tutturduğun hedef fabrikada parça bırakmadı!”
Tolga arkasını döner. Bilgisayar faresini tıkırdatır.
Sonunda SAP ekranındaki “Kaydet” butonuna basar.
Sipariş tarihi kısmına bugünün tarihini girer. Ancak teslim tarihine yarını değil, tam yirmi gün sonrasını yazar.
Sistem mekanik bir tıkırtıyla yeşil ışık yakar. Belge numarası üretilir: “SO-2026-9941”.
Tolga gururla ekrana bakar. Sanki tek başına bir savaşı kazanmıştır.
VI. Yarının Krizini Bugünden Satmak: Prim Avcılığı
Saat tam 11.45 olur.
Açık ofis yavaş yavaş öğle yemeği rehavetine girer.
İnsanlar kabanlarını giyer. Turnikelere doğru kalabalık gruplar halinde yürürler.
Tolga masasını büyük bir rahatlıkla toplar. Pahalı deri montunu sırtına geçirir.
Alman marka otomobilinin anahtarını parmağında çevirir.
— “Ben Maslak 42 Lezzet Sokağı’na iniyorum, müşteri yemeğim var.”
— “Hangi müşteri Tolga? Yeni bir hayali sevkiyat mı?”
— “Borusan lojistik direktörüyle buluşacağım, büyük ihale var.”
— “Önce Ahmet Bey’in kayıp tırını bul sen.”
— “Ahmet Bey halledilir Melis, yarın sabah telefona sen bak.”
— “Asla bakmam Tolga, cep numaranı doğrudan adama vereceğim.”
— “Ver Melis, telefonum gün boyu kapalı olacak zaten.”
— “Gerçekten vicdanın hiç sızlamıyor mu?”
— “Ben satışçıyım Melis, ben umut ve vizyon satarım. Sen gerçeği yönetirsin.”
Tolga hızlı adımlarla cam kapıdan süzülür. Asansör holüne doğru uzaklaşır.
Melis ise açık ofisteki masasında tek başına kalır. Önündeki boş lojistik raporuna bakar.
Yarın sabah saat tam 08.30 olacak. Telefonun acı acı çalacağını çok iyi bilir.
Kocaeli Dilovası fabrikasından öfkeli bir ses haykıracaktır: “Hanımefendi, kapıda tır falan yok!”
Fabrika müdürü üretimin durduğunu söyleyecektir. İhracat teslimatının yandığını haykıracaktır.
Ve Melis, Maslak plazalarının o ezberlenmiş kutsal yalanını çaresizce fısıldayacaktır:
“Tırımız otobanda zincirleme kaza sebebiyle durdu efendim, ekiplerimiz yolda.”
O yalan yarını kurtaracaktır. Fakat sonraki gün yeni bir yangın çıkacaktır.
Maslak kulelerinde çarklar işte böyle döner. Yalanlar piramidi bu gökdelenleri ayakta tutar.
Satış temsilcisi primini cebine koyar. Yeni model şirket arabasının anahtarını sallar. Faturayı ise masadaki operasyon uzmanı öder.