Ekim ayının son perşembesi. Maslak’taki bir plazanın 18. katında mesainin bitmesine bir saatten fazla var. Floresanlar vızıldıyor, masalarda soğumuş çay bardakları, aşağıda Maslak trafiği yavaş yavaş düğümleniyor.

Kıdemli Veri Analisti Onur telefonunu masanın altına gizledi, göz ucuyla etrafı kolaçan etti ve WhatsApp’ı açtı. Listenin en tepesinde o meşhur grup duruyordu: “Aksiyon Almayanlar”. Şirketin gayriresmi istihbarat kalbiydi; içeride sekiz güvenilir mesai arkadaşı vardı. Grup açıklamasında tek kural yazıyordu: “Burada konuşulan burada gömülür.”

Ekibe yeni bir analist, Faruk, katılmıştı; güvenilir çocuktu, gruba alınacaktı. Onur “Katılımcı Ekle”ye bastı ve arama kutusuna “Fa…” yazdı. Rehberde iki isim alt alta belirdi: Faruk Analist Yeni ve Fahri Bey GM. Onur acele etti, parmağı hafifçe aşağı kaydı, yeşil onaya bastı.

“Onur, Fahri K. (Genel Müdür) kişisini gruba ekledi.”

Karanlık arşiv

Vahameti anlamak için grubun geçmişine bakmak gerekirdi. Son paylaşım, Fahri Bey’in o sabahki yıllık vizyon konuşmasıydı. Strateji Uzmanı İrem, Fahri Bey’in esnerken çekilmiş bir fotoğrafından çıkartma yapmış, üzerine kalın kırmızı harflerle yazmıştı: “Vizyonun batsın Fahri. Bize zam ver.” Çıkartma grupta kırk dakika dönmüştü. Altındaki yorumlar da ondan aşağı kalmıyordu:

“Adamın tek bildiği yabancı danışmanların slaytlarını okumak.”

“Makam arabasının aylık kirası benim yıllık brüt maaşımdan fazla.”

“Geçen haftaki bütçe toplantısında yine uyukladı.”

“O koltukta dedem otursa şirket iki katı kâr ederdi.”

Fahri Bey’in puantiyeli kravatları bile ayrı bir başlıktı. Ve şimdi bu arşivin tam ortasında Fahri Bey bizzat katılımcı olarak duruyordu.

Yan masadaki Burak, Onur’un bembeyaz yüzünü gördü.

“Onur, rengin atmış. İyi misin?”

“Burak… Gruba bak. Çabuk.”

On iki saniye

Burak telefona baktı, sandalyeden düşecek gibi oldu.

“Onur! Ne yaptın sen? Fahri Bey grupta!”

Aynı anda açık ofiste yedi kişinin nefesi kesildi. Selin kahvesini klavyesine devirdi, Murat telefonunu çekmeceye fırlattı, Ece masanın altına eğildi.

Onur son mesajı “Herkes için sil”mek istedi. Elleri öyle titriyordu ki yanlış butona dokundu: “Benden sil.” Mesaj onun ekranından gitmiş, Genel Müdür’ün ekranında kabak gibi kalmıştı. Fahri Bey’i gruptan atmaya kalktı; parmağı kaydı, sesli aramaya bastı. Ekranda “Fahri K. aranıyor…” yazısı belirdi. Onur aramayı kapattı.

Sonra iki mavi tik yandı. Ardından iki bildirim düştü: “Fahri K. gruptan ayrıldı.” “Fahri K. bu grubu engelledi.”

Mekanik klavyelerin tıkırtısı bile kesildi.

Yirmi sekizinci kat

Fahri Bey makam odasında telefonunu mermer sehpaya bıraktı. Kendi esneyen yüzü gözünün önünden gitmiyordu. Dahili hattan İK Genel Müdür Yardımcısı Berna Hanım’ı aradı.

“Berna, derhal yukarı gel. Yanına Bilgi Güvenliği Direktörünü de al. Benim personelim beni dedikodu gruplarına meze yapıyor. Ben bu şirkete yirmi beş yılımı verdim. Onur denilen analisti çağırın, şirket telefonunu teslim alın.”

Berna Hanım üç dakika sonra makamdaydı. Ekranı görünce kanı dondu.

“Kabul edilemez bir durum efendim. Disiplin kurulunu hemen topluyorum.”

Saat 17.15’te iki güvenlik görevlisi Onur’un masasına geldi.

“Onur Bey, Berna Hanım sizi bekliyor. Dizüstünüzü ve şirket hattınızı masada bırakın lütfen.”

Bütün gözler ondaydı. Yürüyüş kısa ama uzun sürdü.

Delil savaşları

Küçük toplantı odasında Berna Hanım ile şirket avukatı Cengiz Bey oturuyordu.

“Onur Bey, Genel Müdürümüzü hakaret içeren bir gruba ekleme cüretini nereden buldunuz?”

“Kazaydı Berna Hanım. Yeni başlayan Faruk’u ekleyecektim, isimler alt alta çıktı.”

Cengiz Bey iPad’ini salladı.

“Konu isim benzerliği değil, o grupta üretilen içerik. İşverene veya üst yöneticiye şeref ve namusa dokunacak sözler söylemek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-b bendinde haklı fesih sebepleri arasında sayılır.”

Onur dikleşti; internette okuduğu yazılar aklına geldi.

“O grup çalışanların şahsi telefonlarında, üçüncü kişilere kapalı bir grup. Özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti kapsamında.”

“Fahri Bey’i gruba siz eklediniz Onur Bey. Kendisi artık o yazışmanın tarafı; gördüğü mesajı delil olarak sunacağız.”

Berna Hanım son noktayı koydu.

“Ya fesih sürecini başlatırız ya da istifanızı verirsiniz.”

İkinci hat

Onur o akşam 19.30’da istifa dilekçesini imzaladı, eşyalarını siyah bir koliye doldurup turnikelerden son kez geçti. Dışarıda soğuk bir sonbahar yağmuru, Büyükdere’de her zamanki kilit vardı.

Gruptaki yedi arkadaş o gece birer birer gruptan çıktı. Hiçbiri Onur’a tek satır destek mesajı atmadı; ne Selin, ne Murat, ne çıkartmanın sahibi İrem. Kurumsal dostluk, ilk disiplin soruşturmasında buharlaşmıştı.

Onur servise binmedi. Yağmurda metroya yürürken bir GSM bayisine girip ikinci bir hat aldı. İlk iş yeni bir grup kurdu, adını masum koydu: “Haftalık Kitap Kulübü”. Sonra rehberi açtı ve Fahri Bey’in kaydını değiştirdi: “DOKUNMA — GM”.

Grupta tek katılımcı vardı: kendisi. En azından bu sefer kimse yanlışlıkla eklenmeyecekti.