Salı sabahı, Maslak’ta Büyükdere Caddesi üzerindeki bir plazanın on sekizinci katı. Açık ofiste donuk bir sessizlik vardır; hava ozon, toner tozu ve laminat cilası kokar. Fotokopi makinesi ritmik bir sesle sayfa basar: Vıjjjt… Çat! Vıjjjt… Çat!

Yirmi yedi yaşındaki Dış Ticaret Operasyon Uzmanı Taner’in önünde yüz elli bin dolarlık acil bir konşimento durur. Altına mavi mürekkeple imza atması gerekir. Lobide motosikletli kurye bekler ve beş dakikada bir arar:

“Taner Bey, liman evrak bekliyor, motor çalışıyor!”

“İki dakikaya iniyorum Ahmet, kalemin mürekkebi takıldı!”

Taner kalemi kâğıda bastırır; uç cızırdar, mürekkep akmaz. Sallar, avucuna karalar, gövdesine vurur. Kalem ölmüştür. Taner katın en stratejik noktasına yürür: Kat Sekreteri Şükran Hanım’ın kilitli çelik dolabı.

Çelik Dolap

Şükran Hanım elli üç yaşındadır ve yirmi sekiz yıldır holdingin demirbaşıdır. Kahverengi döpiyes, kuaförden yeni çıkmış saçlar, boynunda altın kaplama gözlük zinciri. Arkasındaki gri çelik dolap katın nükleer sığınağıdır: binlerce ataç, fosforlu kalem, yapışkanlı not ve tükenmez. En üst rafta 1980’lerden kalma daktilo şeritleri ve mühür mumu paketleri durur. Anahtar yalnızca Şükran Hanım’ın deri çantasındadır.

“Şükran Abla, günaydın. Kolay gelsin.”

“Resmi ortamda abla demeyelim Taner Bey. Şükran Hanım.”

“Özür dilerim. Dolaptan tek bir mavi tükenmez verebilir misiniz? Gümrük evrakı bekliyor.”

“Öyle ‘Bana bir kalem ver’ demekle olsaydı, bu holding batardı Taner Bey.”

Taner camdan içeri bakar; raflarda açılmamış onlarca Bic kutusu ona göz kırpar. Elini uzatır. Şükran Hanım cetveli masaya vurur:

“Elinizi çekin! Sayım tutanağını bozacaksınız! İç denetim haftasındayız.”

Çekmeceden kalın bir matbu deste çıkarır.

“Form 402-B dolduracaksınız. Kırtasiye Sarfiyatı ve Bireysel Zimmet Talepnamesi. Önlü arkalı altı sayfa.”

Milyon dolarlık ihracat sözleşmesi bile üç sayfadır.

Form 402-B

Başlıkta büyük harflerle “İDARİ İŞLER DİREKTÖRLÜĞÜ SARFİYAT GEREKÇE BEYANNAMESİ” yazar. İlk sayfa sicil no, masraf merkezi, kat ve masa numarası ister. İkinci sayfa, “Sarf Malzemesi Teknik Gerekçelendirmesi”, Taner’i girdaba sokar: Kalemin rengi neden mavi seçilmiştir, siyah ikame edilemez mi? Mekanik kurşun kalem değerlendirilmiş midir? İmza e-imzayla atılamaz mı? Kalem kaybında maaştan kesinti kabul edilir mi?

Yan masadan Mert güler. “Ben geçen ay kırmızı tahta kalemi için sekiz sayfa doldurdum abi. Reddettiler. Bütçe aşımı dediler, projeyi tahtaya parmakla anlattık.”

Taner dişlerini sıkıp yazar: “Mavi renk gümrükte ıslak imza şartıdır. Siyah renk fotokopi sanılmaktadır.”

Kapak Meselesi

Dördüncü sayfa çevreye ayrılmıştır: “Atık Plastik ve Çevre Kirliliği Muvafakati”. Madde 8.4’e göre yeni yazım aracı talep eden personel, tükenen kalemin gövdesini idari işlere teslim edecektir. Taner bitik kalemi Şükran Hanım’a götürür. Şükran Hanım büyüteçle bakar.

“Bu kalemin kapağı nerede?”

“Kayboldu.”

“Kapak olmadan hurda teslimi alamam. O kapak geri dönüşüm envanterimizde beş gram polietilen olarak kayıtlıdır.”

“Gemi limandan kalkacak diyorum!”

“Kayıp hurda tutanağı doldurursunuz o zaman. Ek-2 formunu ekleyin.”

Taner masaların altına sürünür. Yan masanın altında kurumuş kırmızı bir kalem bulur.

“Kapak yerine bunu hurdaya versem?”

“Asla! Mavi kalemin hurdası kırmızı olamaz. Prosedür ihlalidir.”

Mavi kapak nihayet kalorifer peteğinin arkasından, toza bulanmış halde çıkar. Şükran Hanım onu sarı bir zarfa koyar ve kaşeyi basar: HURDA ONAYLANDI.

Maslak–Altunizade Onay Hattı

Çile bitmemiştir. Sistem elden imza kabul etmez; form taranıp intranete yüklenir ve dört basamaklı onay zinciri başlar: birim yöneticisi, bölüm direktörü, Maslak İdari İşler Şefi ve Altunizade’deki Bütçe ve Mali Kontrol Müdürlüğü. Birim yöneticisi öğleden sonra onaylar. Direktör toplantıdadır, ertesi gün onaylar. Altunizade şerh düşer: “Departmanın Q3 kırtasiye bütçesi yüzde doksan beşe ulaşmıştır. Tasarruf tedbirleri kapsamında 0,5 uçlu kalem önerilir.”

Taner bütçe uzmanını arar.

“Gözünüzü seveyim, gemi üç gündür limanda bekliyor! Tek bir Bic altı lira elli kuruş!”

“Mesele tutar değil Taner Bey, mesele disiplindir.”

“Disiplin yüzünden şirket batacak!”

“Batarsa bütçe disiplini içinde batar. Usulümüz budur.”

Üçüncü günün akşamı yeşil tik yanar: BÜTÇE ONAYLANDI.

Kalem Töreni

Cuma sabahı, kalem biteli doksan altı saat olmuştur. Şükran Hanım pirinç anahtarlığı çıkarır, kilidi iki tur çevirir; dolap gıcırtıyla açılır, açık ofis nefesini tutar. Tek bir mavi Bic çekilir, dolap hemen kilitlenir. Şükran Hanım kalemi kadife bir mücevher kutusu taşır gibi getirir.

“Şurayı, şurayı ve şu alt kısmı imzalayın. Kalem size zimmetlenmiştir.”

Taner zimmet defterini başkasından ödünç aldığı kurşun kalemle imzalar. Şükran Hanım kalemin seri numarasını deftere işler.

“Kalemi masada bırakıp yemeğe gitmeyin. Yan masadakiler çalar, sonra yine altı sayfa doldurursunuz.”

Taner masasına döner, konşimentoyu önüne çeker. Telefon çalar; gümrük müşaviri Serdar Bey’dir.

“Taner Bey, çok geç. Gemi bu sabah Singapur’a kalktı. Gecikme cezası kırk beş bin dolar.”

Taner elindeki altı lira elli kuruşluk kaleme bakar. Sonra Form 402-B’nin beşinci sayfasını açar, “Talep edilen kalemin şirkete yaratacağı tahmini katma değer” satırına, yeni kalemiyle, ilk ve son kez bir şey yazar: “Eksi kırk beş bin dolar.”