Altunizade’deki holding genel merkezinin eksi birinci katı. Hava sararmış kâğıt, arşiv kartonu ve nemli sünger kokar; koridorda nokta vuruşlu bir yazıcı cırıldar. Kapıdaki pirinç levhada “Genel Muhasebe Müdürlüğü” yazar.
İçeride Muhasebe Grup Müdürü Hayri Bey oturur. Altmış iki yaşındadır, otuz beş yıldır holdingdedir. Kalın kemik çerçeveli gözlük, kollarda siyah saten kolluk, masada 2004’ten kalma bej bir klavye. Klavyenin F9 tuşunun üstündeki yazı tamamen silinmiştir. O tuş holdingin kader tuşudur.
Karşısında yirmi beş yaşındaki kıdemli finansal analist Selin durur, kolunun altında son model iPad.
“Yine mi geldin Selin kızım?”
“Hayri Bey, CFO Bey konsolide nakit akışını bekliyor.”
“Beklesin evlat. Makrolar henüz hesaplamayı bitirmedi.”
“Ama iki saattir dönüyor!”
“Otuz beş yıllık dosya bu kızım, aceleye gelmez.”
Kutsal Dosya
Ekranda efsanevi dosya açıktır: KONSOLIDE_MIZAN_1998_FINAL_GERCEK_V14.XLSB. Altmış beş megabayt, kırk iki sayfa; her sayfa holdingin ayrı bir fabrikasına bağlı. Çimento, otomotiv, iplik, perakende ve lojistik tek bir formülde birleşir. Dosyayı Hayri Bey 1998’de açmıştır ve o günden beri hiç kapatılmamıştır. Kapatmaya kalkan stajyerlerin elleri titrer, çünkü yeniden açılması kırk beş dakika sürer.
Masada hâlâ tüplü bir monitör vardır. IT üç kez LCD getirmiş, üçünü de kapıdan kovulmuştur: “TFT ekran gözü bozar evlat. Bu tüplü ekranın ışığı gerçektir.” Arkadaki çelik dolaplarda klasör sırtları okunur: “1994 Nisan Kararları Mahsupları”, “2001 Kriz Muafiyetleri”.
“Hayri Bey, bu dosyayı buluta taşısak?”
“Bulut mulut bilmem ben. Bulut dediğin rüzgârla uçar gider.”
“Ama server çökerse bütün muhasebe gider!”
“Çökmez kızım. Ben her akşam beşte diskete yedek alıyorum.”
“Disket mi kaldı Hayri Bey, yıl 2026!”
“O siyah kare disketler senin internetinden daha sağlamdır.”
Kimsenin Dokunamadığı Kodlar
Dosyanın kalbinde binlerce satır Visual Basic yatar. Açıklama satırı yoktur, sadece tuhaf değişkenler: x1, temp_para, kasa_sakli, fark_kapat. Selin bir gün kod editörünü açmış ve döviz kuru fırlarsa formülün 1994 krizinin katsayısıyla çarptığını görmüştür.
“Hayri Bey, bu satır neden dörde bölüp yediyle çarpıyor?”
“O rahmetli kurucumuzun gizli katsayısıdır kızım.”
“Ama hiçbir muhasebe standardında böyle bir kural yok!”
“Müfettiş bu formülü çözene kadar teftiş süresi dolar.”
Power BI İsyanı
İki ay önce Yönetim Kurulu Başkanı talimat vermiştir: tüm raporlama modern iş zekâsı araçlarına aktarılacak. Selin üç ay gece gündüz çalışıp rengârenk Power BI panelleri kurar. Sunum günü dev ekrana dokunur.
“Efendim, bu çeyrek konsolide net kârımız dört yüz milyon TL.”
Alkış kopar. Tam o sırada arka kapı gıcırdar, elinde sarı bir A4’le Hayri Bey girer.
“O rakam yanlış Selin kızım. Bizim kâr yetmiş iki milyon.”
“Ama veritabanındaki tüm faturaları çektim!”
“Sen faturayı çektin ama Adana fabrikasındaki hurda demir mahsubunu unuttun.”
“O veri sistemde yoktu!”
“Sistemde olmaz zaten. O veri benim kafamda.”
IT Direktörü öne atılır: sorguları doğrudan SAP’ye bağlıdır. Hayri Bey tebessüm eder.
“Senin o veritabanın ayın yirmi sekizindeki fason dikiş faturasını gördü mü? Görmez evlat. O fatura hâlâ benim çekmecemde.”
CFO Kemal Bey yavaşça başını sallar: “Hayri Bey haklı çocuklar. Çekmecedeki fatura sistemi bozar.” Büyük veri mühendisliği, bir çekmeceye yenilmiştir.
Kutsal F9 Ritüeli
Her ocak holdinge bağımsız denetçiler gelir; ütülü takımlı, IFRS uzmanı gençler.
“Hayri Bey, mizanı Excel dışı bir formatta alabilir miyiz?”
“Formatımız budur evlat. Beğenmeyen dışarıda denetlesin.”
Dosyayı açtıkları an bilgisayarlar kilitlenir. Üç gün formül çözerler, dördüncü gün denetim menajeri boynunu bükerek kapıyı çalar.
“Hayri Bey, bilanço on iki milyon lira açık veriyor.”
“Verir tabii. F9’a basmadınız ki.”
“Bastık ama değişmedi.”
“Bir kere basmakla olmaz. Üç kere art arda basacaksın. Birincide amortisman döner, ikincide kur farkı oturur, üçüncüde kâr bağlanır.”
Denetçi titreyen parmakla üç kez basar. Fark sıfıra iner, bilanço kuruşu kuruşuna bağlanır.
“Bu nasıl oldu Hayri Bey?”
“Otuz beş yıllık tecrübe evlat. Hadi yemeğe gidelim.”
Enflasyon muhasebesi geldiğinde de öyle olur. Tebliğler yayımlanır, danışmanlara servet ödenir, CFO eksi bire iner: “Düzeltme farkları sermayeyi eritiyor Hayri Bey!” Hayri Bey çekmeceden eski bir hesap cetveli çıkarır, makroya yeni bir modül ekler: Sub EnflasyonBukucu(). E-defter XML isteyince de elli satırlık bir dönüştürücü yazar; XML’i önce 1997 formatında bir metin dosyasına çevirir, orada dengeler, sonra yeniden paketler. Genel Sekreterlikten tebrik yazısı gelir: “Holdingimiz dijital uyumda sektör öncüsüdür.”
Saltanatın Mirası
Yıl sonunda İK Direktörü Berna Hanım elinde pembe bir emeklilik dosyasıyla gelir.
“Hayri Bey, yaş haddiniz çoktan doldu. Sizi artık tatile gönderelim.”
“Olur Berna Hanım. Ben de yoruldum zaten. Yarın ayrılırım.”
Binada panik başlar. CFO koşarak İK’yı basar.
“Sen delirdin mi Berna? Hayri Bey giderse dosyayı kim açacak?”
“Selin Hanım var ya…”
“Selin Adana’nın hurda formülünü bilmiyor! O makroları Microsoft’un kurucusu gelse çözemez!”
Aynı gün Hayri Bey’e yeni bir sözleşme uzatılır: “Müşavir Danışmanlık ve Bilanço Muhafızlığı”. Maaşına yüzde elli zam, şirket arabası ve şoför. Yeter ki bej klavyenin başından kalkmasın.
Akşam çantasını toplarken Selin’in masasına uğrar.
“Yarın sabah sekiz buçukta gel kızım. Sana F9’un gizli ritmini öğreteceğim.”
Selin Power BI’ı kapatır, Excel’i açar ve ilk makrosunu yazar: Sub HayriBeyinYolundan(). Kaydetmeden önce dosya adını düşünür, sonra emin olmak için sonuna ekler: _FINAL_GERCEK_V1.



