Maaş Zammı Beklenti Anketinde Yüzde 120 Yazan Kıdemlinin Sonu
Anonim olduğu iddia edilen çalışan memnuniyeti anketine yüzde 120 beklenti yazan sekiz yıllık ürün müdürünün IP adresi ve zaman damgasıyla infaz edilişi.
maas-zammi-beklenti-anketinde-yuzde-yuz-yirmi-yazan-kidemlinin-sonu
I. Levent’te Saat 14.22: “Cevaplarınız Tamamen Gizlidir” Yalanı
Aralık ayının ikinci pazartesisi. Saat tam 14.22.
Levent 199 Kulesi’nin 32. katındayız. Gökyüzü kurşun rengi. Dışarıda buz gibi bir kış rüzgârı camları dövüyor.
Açık ofiste hafif bir filtre kahve kokusu var. Klavyelerin mekanik tıkırtıları tekdüze bir uğultu yayıyor.
Şirket içi e-posta kutusuna o meşhur mesaj düştü. Gönderen: İnsan Kaynakları ve Kurumsal Gelişim Direktörlüğü.
Konu başlığı oldukça süslüydü: “Sesiniz Bizim İçin Değerli: 2026 Ücret ve Yan Haklar Beklenti Anketi”.
E-postanın en altında büyük harflerle kalın bir güvence vardı:
“Bu anket tamamen anonimdir. İsim veya e-posta adresi asla toplanmamaktadır.”
Sekiz yıllık Kıdemli Ürün Müdürü Kerem ekrana baktı. Yüzünde acı ve alaycı bir gülümseme belirdi.
Kerem aylardır market fişlerini inceliyordu. Ev kirası bu yıl tam yüzde 110 artmıştı. Temel gıda fiyatları üçe katlanmıştı.
Şirketin geçen yıl lütfettiği zam ise sadece yüzde 32 seviyesinde kalmıştı. Kerem içten içe büyük bir öfkeyle doluydu.
Kerem anket bağlantısına tıkladı. Karşısına standart bir Google Forms sayfası açıldı.
Sorular her zamanki gibi klasikti:
“Mevcut yan haklarınızdan ne kadar memnunsunuz?” (1 ile 5 arası).
“Şirketimizin büyüme vizyonuna güveniyor musunuz?” (Kesinlikle güvenmiyorum).
Ve en can alıcı son soru geldi:
“Yeni dönem için brüt maaş artış beklentiniz nedir?”
Kerem klavyenin başına geçti. Parmakları hiç tereddüt etmedi.
Rakam kutusuna net bir ifade yazdı: %120.
Altındaki açık uçlu yorum kutusuna da hiç acımadı:
“Resmi enflasyon rakamları sokaktaki sefaleti asla yansıtmıyor. Maaşlarımız göz göre göre eridi. Biz burada gece gündüz değer üretiyoruz. Sadaka değil, alın terimizin gerçek karşılığını istiyoruz.”
Kerem derin bir soluk aldı. Mavi “Gönder” düğmesine bastı.
Kerem gülümsedi. Sisteme haddini bildirdiğini sandı. Kurumsal anonimliğin koruyucu zırhına güvendi.
Oysa çok büyük bir yanılgı içindeyydi.
II. Google Forms’un Arka Kapısı: Zaman Damgası ve IP Eşleştirmesi
Plaza çalışanları Google Forms altyapısını güvenli sanır. Sistemin kimlikleri sonsuza dek sakladığına inanırlar.
Bu tamamen trajik bir yanılsamadır.
Şirket e-posta üzerinden bağlantı gönderdiğinde sinsi bir takip başlar. Bağlantının ucuna küçük bir takip kodu iliştirilir. Buna dijital pazarlamada “URL parametresi” denir.
Ayrıca şirket içi kablosuz ağa bağlıysanız her paket izlenir. Kurumsal firewall tüm giden istekleri saniye saniye kaydeder.
Saat tam 14.23 oldu. İK Direktörü Hande Hanım’ın ekranında yanıtlar tablosu açıktı.
Google E-Tablolar anlık olarak güncelleniyordu. Hande Hanım yeşil satırları dikkatle inceliyordu. Ortalama zam beklentisi yüzde 40 civarındaydı.
Birden satır 87 kıpkırmızıya boyandı.
Beklenti sütununda devasa bir oran belirdi: %120.
Hande Hanım fincanını havada tutakaldı. Yanındaki İK Uzmanı Tolga’ya hızla döndü:
— “Tolga, ekrana bak. Çabuk yanıma gel.”
Tolga tekerlekli sandalyeyi hızla yana kaydırdı:
— “Hangi satır Hande Hanım?”
— “Satır 87. Kim bu hadsiz? Yüzde 120 yazmış. Bir de altına siyasi manifesto döşemiş.”
Tolga bıyık altından sinsice gülümsedi:
— “Anket tamamen anonim değil miydi Hande Hanım?”
Hande Hanım kaşlarını çattı. Gözleri alev saçtı. Ses tonu buz kesti:
— “Tolga, çocuklaşma lütfen. Yönetim kuruluna böyle bir oran sunamam. Genel Müdür bu yorumu okursa hepimizi harcar. Bu provokasyonu kimin tezgâhladığını derhal bulacaksın.”
Tolga hemen harekete geçti. Yöntem son derece basitti.
Anket formunda isim görünmüyordu. Fakat formun zaman damgası sabitti: 14:22:41.
Tolga Bilgi Güvenliği Müdürü Murat Bey’i aradı:
— “Murat Bey, selamlar. Saat 14.22’de şirket kablosuz ağı üzerinden Google sunucularına form gönderen cihazı arıyoruz. Çok kritik bir güvenlik vakası.”
Murat Bey saniyeler içinde Zscaler ve güvenlik duvarı loglarını taradı. Cevap iki dakika sonra geldi:
— “Tolga Bey, ilgili paket 32. kat Doğu Kanadı IP bloğundan çıkmış. Cihaz MAC adresi Kerem Bey’in şirket dizüstü bilgisayarına ait.”
Çember kırk saniyede kapandı. Dijital av başarıyla noktalandı.
III. İK Odasında Forensic Soruşturma: Excel Filtresiyle Suçlu Avı
Saat 15.10 oldu. Hande Hanım’ın lüks makam odasındayız.
Masada kalın bir dosya duruyordu. Dosyanın üzerinde renkli bir A4 çıktısı vardı. Çıktı, Kerem’in yazdığı anket yorumuydu. Kırmızı fosforlu kalemle kare içine alınmıştı.
Hande Hanım arkasındaki hakiki deri koltuğa yaslandı. Yanında Kerem’in bağlı olduğu Direktör Barış Bey vardı.
Barış Bey derin bir iç çekti:
— “Hande Hanım, Kerem sekiz yıldır bu şirkete emek veriyor. Ürün tarafında tüm ana mimariyi o kurdu. İnanılmaz çalışkandır.”
Hande Hanım elindeki gümüş kalemi masaya sertçe vurdu:
— “Barış Bey, çalışkanlık başka bir şeydir. Şirket içi çalışma disiplinini baltalamak bambaşka bir şeydir. Yüzde 120 zam talep etmek ne demektir? Bu açıkça üst yönetime meydan okumaktır. Üstelik ‘sefalet’ tabirini kullanmış. Şirketimizi sefalet yuvası olarak yaftalıyor.”
Barış Bey sıkıntıyla ipek kravatını gevşetti:
— “Fakat anket davetinde ‘tamamen anonimdir’ yazmıştınız. Çocuk sadece samimi fikrini paylaşmış.”
Hande Hanım güldü. Bakışlarını Barış Bey’e dikti:
— “Biz anonim dedik. Çünkü yapıcı ve makul öneriler bekliyorduk. Biz şirkete bağlılık arıyorduk. İsyan beklemiyorduk. Bu bir fikir beyanı değildir. Bu şirketin ücret dengesini dinamitlemektir. Bu zihniyet yarın öbür gün kendi ekibini de sokağa döker.”
— “Peki şimdi ne yapmayı planlıyorsunuz?”
— “Odaya çağıracağız. Yüzleştireceğiz. Plaza gerçeklerini tane tane anlatacağız. Gerekirse resmi savunma talep edeceğiz.”
Barış Bey çaresizce başını salladı. Kurumsal öğütücü çarklar dönmeye başlamıştı.
IV. Yüz Yüze Yüzleşme: “Piyasa Gerçeklerinden Kopmuşsunuz”
Saat 16.00 oldu. Küçük Toplantı Odası 4.
Kerem içeri adım attı. İçerideki ağır gerilimi anında soludu. Masa düzeni adeta bir askerî mahkemeyi andırıyordu.
Hande Hanım masanın tam ortasındaydı. Önünde sadece tek bir beyaz kâğıt duruyordu.
— “Kerem Bey, hoş geldiniz. Lütfen kapıyı kapatıp oturun.”
Kerem sandalyeye yerleşti:
— “Buyrun Hande Hanım. Acil bir gündem var sanırım.”
Hande Hanım kâğıdı masanın üzerinde ileri doğru itti. Metin Kerem’in tam önüne ulaştı:
— “Bu satırlar size tanıdık geliyor mu Kerem Bey?”
Kerem kâğıda baktı. Kendi yazdığı kelimeler parlıyordu: “Sefalet… Yüzde 120… Sadaka değil…”
Kerem’in nabzı bir anda hızlandı. Fakat istifini bozmadı:
— “Bu anket formu değil mi Hande Hanım? Anketin tamamen anonim olduğu belirtilmişti.”
Hande Hanım gözlerini dikti. Sesi son derece kontrollü ve soğuktu:
— “Kerem Bey, şirketimizin bilgi güvenliği ilkeleri her şeyin önündedir. Siber güvenlik sistemlerimiz veri tabanına yönelik bu tür agresif girdileri otomatik olarak işaretler. Güvenlik birimimiz bu anomalisi masama getirdi.”
Kerem acı bir tebessümle karşılık verdi:
— “Agresif girdi mi? Ben sadece sokaktaki reel enflasyonu yazdım. Ev kiram ikiye katlandı. Markete girmeye korkar olduk.”
Hande Hanım ses tonunu bir perde yükseltti:
— “Kerem Bey! Siz sekiz yıllık tecrübeli bir yöneticisiniz. Ülke koşullarını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Fakat şirketimizin sürdürülebilir kârlılık projeksiyonları var. Yüzde 120 artış talep etmek abesle iştigaldir. Piyasa dinamiklerinden tamamen kopmuşsunuz.”
Kerem sözünü sakınmadı:
— “Peki şirket piyasa dinamiklerinden kopmadı mı Hande Hanım? Alt kademe uzmanlar kredi kartı borcuyla yaşıyor.”
Hande Hanım kalemi masaya bıraktı. Keskin bir çıt sesi odada çınladı:
— “Bizim görevimiz şirketin finansal dengesini korumaktır. Sizin göreviniz ise ekibinize motivasyon aşılamaktır. Bu negatif dille ekibe liderlik yapamazsınız. Biz sizi şirket kültürümüzün en sadık taşıyıcısı görüyorduk. Büyük hayal kırıklığına uğradık.”
Oda derin bir sessizliğe gömüldü. Suçlu tespit edilmişti. Hüküm çoktan verilmişti.
V. 4857 Sayılı Kanun ve ‘Çalışma Barışını Bozmak’ Tehdidi
Kurumsal plazalarda hukuk adaleti aramaz. Hukuk yönetimin çıkarlarını korur.
Hande Hanım siyah klasörden resmi bir yazı çıkardı:
— “Kerem Bey, kurumsal iletişim protokollerimizi çiğnediniz. Yönetim kurulunu mesnetsiz iddialarla itham ettiniz. Çalışma barışını temelinden sarsmaya teşebbüs ettiniz.”
Kerem son bir gayretle savundu:
— “Ben bu görüşü kimseyle paylaşmadım. Sadece şirket anketine yazdım. Koridorda tek kelime dedikodu yapmadım.”
Hande Hanım kanun maddelerine sarıldı:
— “4857 sayılı İş Kanunu madde 25/II-e ve h bentleri ortadadır. İşverenin güvenini kötüye kullanmak ve görevini yerine getirmemek ağır kusurdur. Sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiniz. Yönetim Kurulu isterse yarın sabah yazılı savunmanızı ister. Tazminatsız fesih sürecini başlatır.”
Kerem şaşkınlıkla gözlerini açtı:
— “Anonim bir ankette fikir belirttim diye tazminatsız kovulmak mı? Bu nasıl bir hukuk yorumudur?”
Hande Hanım gözlüğünü düzeltti:
— “İçeriğin yıkıcılığı önemlidir Kerem Bey. Şirketine güvenmeyen bir çalışanla yola devam etmek zorunda değiliz.”
Tehdit apaçık ortadaydı. Sekiz yıllık kıdem tazminatı masadaydı. Toplam tutar 1,4 milyon TL ediyordu. Şirket bu parayı ödememek için zemin yokluyordu.
Kerem gerçeği çok net gördü. Masada hak veya hukuk yoktu. Masada sadece kurumsal güç vardı.
Hande Hanım sesini yumuşattı:
— “Kerem Bey, meseleyi büyütmek istemiyoruz. Bu seviyesiz yorumu Yönetim Kurulu Başkanı’nın önüne koymadım. Fakat ocak ayındaki performans değerlendirmenizi tekrar gözden geçireceğiz. Lütfen hayallerinizi gerçekçi bir zemine oturtun.”
Görüşme buz gibi bir havada noktalandı. Kerem yavaşça ayağa kalktı. Odadan çıktı.
VI. Plaza Çalışanına Anonimlik Dersi: Asla O Anketi Doldurma
Ertesi sabah Levent 199’da rüzgâr tamamen tersine döndü.
Kerem’in üç aydır üzerinde çalıştığı yeni mobil arayüz projesi elinden alındı. Proje bir alt kademe analiste devredildi.
Kerem’in haftalık direktörler komitesindeki sunum yetkisi iptal edildi.
Kerem sessizce açık ofisteki masasında oturdu. Bilgisayar ekranına baktı. Gelen kutusunda yeni bir İK bildirimi parıldıyordu:
“Yemekhane Kalitesi ve Temizlik Memnuniyeti Anketi (Tamamen Anonimdir ve 2 Dakika Sürer).”
Kerem ekrana baktı. Klavyenin “Delete” tuşuna bastı. E-posta sonsuza kadar çöp kutusuna gitti.
Plaza labirentinde kurallar basittir. Şu beş altın kuralı aklınıza kazıyın:
Birincisi: Şirketin yolladığı hiçbir anket anonim değildir. Her bağlantının arkasında bir log kaydı gizlidir.
İkincisi: Çalışan memnuniyeti anketleri dert dinlemek için yapılmaz. Anketler yönetimin raporlarına süs olsun diye düzenlenir.
Üçüncüsü: Açık uçlu kutulara asla iç dünyanızı dökmeyin. O satırlar ilk krizde karşınıza savunma dosyası olarak çıkar.
Dördüncüsü: Maaş beklentisi sorulduğunda yüzde 120 yazmayın. Sistem ortalamasını bozarsanız sistem sizi sistemden atar.
Beşincisi: En kusursuz cevap, hiç verilmeyen cevaptır. Anketleri sessizce arşivleyin ve işinize bakın.
Kerem o akşam Levent metrosuna doğru yürürken montunun fermuarını çekti.
Kulelerin devasa cam cepheleri gökyüzünü karartıyordu. Kerem cebindeki telefonuna baktı. Kendi özel e-postasına yeni bir iş teklifi düşmüştü.
Gülümsemesi bu defa gerçekti. Şirket onu terbiye ettiğini sanıyordu. Oysa Kerem çoktan zihnen o plazayı terk etmişti.