Pazartesi sabahı, Maslak’taki bir plazanın 21. katında Hazine ve Finansman departmanının açık ofisi sessizce çalışıyor. Güneş cam cepheden içeri süzülüyor, Bloomberg terminalleri yeşil kırmızı yanıp sönüyor. Hazine Kıdemli Uzmanı Selin kahve kupasına uzandığında yüzük parmağındaki pırlanta tektaş parlıyor ve ışığı tam karşı masaya yansıtıyor.

Saat 09.45. Karşı masada oturan Hazine Müdür Yardımcısı Tolga göz ucuyla bakıp gülümsüyor. Hafta sonu Kapadokya’da gizlice nişanlanmışlardı. İki yıldır süren ilişkilerini herkesten titizlikle saklamışlardı: buluşmalar otoparkın eksi dördüncü katında, öğle yemekleri ayrı, asansörler ayrı. Servise binmez, ayrı ayrı metroya biner, iki durak sonra aynı vagonda buluşurlardı. Karşılıklı oturdukları hâlde Slack’te resmiyetten şaşmazlardı:

“Selin Hanım, döviz pozisyonu tablosunu iletir misiniz?”

“Hemen iletiyorum Tolga Bey.”

Tektaş bütün kamuflajı bir anda yıktı. Yan masadaki operasyon uzmanı Burcu’nun gözleri parladı.

“Selin! Parmağındaki ne öyle? Nişanlandın mı?”

“Şey… Aile arasında çok küçük bir adım attık.”

“Hafta sonu Kapadokya’daydın, değil mi? Tolga Bey de Kapadokya’daydı!”

Burcu’nun bakışı karşı masada kıpkırmızı kesilen Tolga’ya kaydı. Telefonu çıkarıp WhatsApp grubuna yazdı: “Kızlar bomba patladı!” Haber 10.30’da İK Direktörü Nermin Hanım’ın masasındaydı. Nermin Hanım Outlook takvimlerini inceletti: son altı ayda kırk iki kez aynı toplantı odasında baş başa kalmışlardı.

Love contract

Saat 11.15’te İK katındaki toplantı odasında ikisi yan yana, başları önde oturuyordu. Nermin Hanım’ın önünde kalın mavi bir klasör vardı: “Etik İlkeler ve Çıkar Çatışması Yönetmeliği”.

Nermin Hanım gözlüğünü burnunun ucuna indirdi. Sesi bir ağır ceza hâkimi kadar mesafeliydi.

“Kurumumuz çalışanların özel hayatına elbette saygı duyar. Ama şirket anayasamız çok açıktır.”

“Nermin Hanım, ilişkimizi işimize hiç yansıtmadık,” dedi Tolga. “İkimizin de performans notları ortada.”

“Tolga Bey, siz Selin Hanım’ın doğrudan amirisiniz. Masraflarını siz onaylıyorsunuz, izinlerini siz belirliyorsunuz, performans notunu siz veriyorsunuz.”

“Nihai notları direktörümüz onaylıyor,” dedi Selin.

Nermin Hanım masaya iki nüsha evrak bıraktı: “Romantik İlişki ve Çıkar Çatışması Beyannamesi”. Amerikan çokuluslularının “love contract” dediği belgenin Maslak uyarlamasıydı. Sorular akıl almazdı: “İlişkiniz ne zaman başladı?”, “Aynı evde mi yaşıyorsunuz?”, “Ortak banka hesabınız var mı?”

Nermin Hanım altın kaplama bir tükenmez kalem uzattı.

“İlişkinin karşılıklı rızaya dayandığını ve birbirinize iltimas geçmediğinizi beyan edeceksiniz.”

İkisi de imzaladı. Asıl darbe sonra geldi.

“Beyan riskleri ortadan kaldırmaz. Her gün milyonlarca dolarlık döviz işlemi yapıyorsunuz, nişanlıların aynı onay zincirinde olması denetimde başımızı yakar. Birinizin departmandan ayrılması gerekiyor.”

“Yedi yıldır bu şirketteyiz,” dedi Tolga. “Nişanlandık diye birimiz istifa mı edecek?”

“İstifa şart değil Tolga Bey. Yatay rotasyon imkânımız her zaman mevcuttur.”

Plaza dilinde rotasyon, kibarca sürgün demekti.

Maslak’tan Gebze’ye

Ertesi sabah Selin’in e-posta kutusuna görevlendirme yazısı düştü: “Operasyonel ihtiyaçlar ve kurumsal etik ilkeler doğrultusunda, Hazine Kıdemli Uzmanı Selin T.‘nin Gebze Organize Sanayi Bölgesi Lojistik Depolar Müdürlüğü’ne Stok Kontrol Uzmanı olarak nakline karar verilmiştir.” 21. kattaki manzaranın yerini tır gürültüsü, forklift yolları ve soğuk depo rafları alacaktı.

Selin avukatını aradı. Avukat 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesini özetledi: işveren çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik yapacaksa bunu yazılı olarak bildirmek zorundaydı ve işçi altı iş günü içinde yazılı olarak kabul etmezse değişiklik onu bağlamazdı.

“Selin Hanım, günlük yolunuz üç saat uzuyor, finans uzmanlığından ambar sayımına indiriliyorsunuz. Değişikliği kabul etmeyin. Yazılı onayınız olmadan sizi Gebze’ye gönderemezler.”

“Peki şirkette kalırsam?”

“Hayatı size zindan ederler. Sürekli savunma isterler, notunuzu kırarlar. Gönderirlerse dava yolu açık.”

Taktik belliydi: yıldır, bezdir, kıdem tazminatı ödemeden istifa ettir.

Kanyon’da bir masa

O akşam Kanyon’da kuytu bir kafede buluştular. Selin soğuyan çayına dokunmadı.

“Tolga, ben Gebze’deki depoda ne yapacağım? Suçumuz ne, birbirimizi sevmek mi?”

“Ben istifa edeceğim Selin. Sen kal.”

“Olmaz. Senin geleceğin parlak, benim yüzümden yakamazsın.”

Üst kademenin yasak aşklarına kimse ses çıkarmazdı; iki uzman evlenmeye kalkınca etik tüzükler infaz silahına dönerdi. Selin kararını o gece verdi.

Ertesi sabah altı iş gününün dolmasını beklemeden, 22. madde uyarınca değişikliği reddettiğini yazıyla bildirdi. Ardından avukatıyla birlikte, çalışma koşullarının ağırlaştırılmasını gerekçe göstererek sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini noter kanalıyla bildirdi ve yedi yıllık kıdem tazminatını, ihbar ve fazla mesai alacaklarını talep etti.

Sonrası

İki ay sonra Selin, Maslak’taki başka bir bankada Hazine Müdürü olarak işe başladı. Eski şirketiyle arabuluculuk masasında anlaştı ve 780.000 TL’yi peşin tahsil etti. Tolga yıl sonunda kendi isteğiyle ayrıldı; birlikte kendi finansal danışmanlık şirketlerini kurdular. Artık evliler, şirketin iki ortağı da onlar ve aralarında ne amir var ne beyanname.

Yine de alışkanlık bu. Aynı salonda, karşılıklı iki masada otururken Slack’ten yazışıyorlar:

“Selin Hanım, döviz pozisyonu tablosunu iletir misiniz?”

“Hemen iletiyorum Tolga Bey.”