Maslak’ta bir plazanın yirmi birinci katında güneş parlıyor. Pazarlama Direktörü Berkant Bey camın önünde poz veriyor; elinde üzerinde “Dream Big, Lead Bold” yazan porselen bir kupa. Telefonu masaya sabitliyor, zamanlayıcıyı üçe ayarlıyor, gülümsüyor: klik.

Sabah Gönderisi

Saat 08.45’te fotoğraf LinkedIn’e düşer. Altında uzun, duygusal bir metin vardır:

“Bugün kahvemi yudumlarken düşündüm. Gerçek liderlik unvanlarla ilgili değildir. Gerçek liderlik genç yeteneklere alan açmaktır, onların ışığına gölge düşürmemektir. Ben ekibimdeki her stajyere bir genel müdür adayı gibi bakıyorum. Siz bugün genç bir yeteneğe nasıl alan açtınız?”

On beş dakikada 3.400 beğeni, 420 yorum. “Sizin gibi vizyoner liderlere ülkemizin ihtiyacı var.” Berkant Bey koltuğuna yaslanıp yorumları tek tek beğenir. Haftaya bir üniversite panelinde konuşacaktır. Konu yine aynıdır: Genç Liderlik ve Mentorluk.

Havalandırmanın Altındaki Masa

Aynı katın en karanlık köşesinde, havalandırma deliğinin altında Boğaziçi son sınıf öğrencisi Eren oturur. Üç aydır uzun dönem stajyerdir. Haftada dört gün sabah sekizden akşam sekize çalışır, sınavlarına gece yarısı hazırlanır. Eline 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun tabanı, yani net asgari ücretin yüzde otuzu geçer. Yemek kartı yoktur; metrobüs parasını ailesinden ister.

İki haftadır gün yüzü görmemiştir, çünkü Berkant Bey ona devasa bir görev vermiştir: “Küresel E-Ticarette Yapay Zekâ Tabanlı Sadakat Modelleri.”

“Erenciğim, bu senin vitrinin olacak. İcra kuruluna sunacağız. Adını altın harflerle yazdıracağım şirkete.”

Eren inanmıştır. Akademik makaleleri taramış, elli vaka incelemiş, dün gece 02.30’a kadar ofiste kalmıştır. Ortaya altmış sayfalık kusursuz bir rapor çıkmıştır. Kapağa gururla adını yazmıştır: “Hazırlayan: Eren Yılmaz - Strateji ve Pazarlama Stajyeri.” Sabah PDF’i Berkant Bey’e göndermiştir.

İki Dakikalık Liderlik

Berkant Bey yorumlara kalp atarken e-postayı görür. Sayfaları çevirdikçe gözleri açılır. Grafikler McKinsey ayarındadır.

“Vay canına. Bu çocuk harika bir iş çıkarmış.”

Hemen ardından içindeki iblis uyanır. Genel müdür bu raporu bir stajyerin yazdığını öğrenirse “Pazarlama direktörüne ayda 240.000 TL’yi niye veriyoruz?” diye sorabilir.

Berkant Bey tereddüt etmez. PDF düzenleyiciyi açar, kapaktaki adı seçer, Delete’e basar. Yerine büyük harflerle yazar: “Hazırlayan: Berkant Soylu - Pazarlama Direktörü & Strateji Lideri.” Altına bir de not ekler: “Tüm hakları Berkant Soylu tarafından saklıdır.”

Oysa Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, eserde adın belirtilmesi yetkisini eseri yaratana tanır (m.15). Berkant Bey için FSEK dört harften ibarettir. Dosyayı kaydeder: “Strateji_Master_Berkant.pdf”.

İcra Kurulu

Saat 11.00, otuzuncu kat. Masada CEO, CFO ve murahhas aza. Berkant Bey elinde lazer işaretçiyle sahneye fırlar.

“Son üç aydır bu strateji üzerine bizzat sabahlıyorum. Bütün küresel modelleri tek tek modelledim. Bu rapor tamamen benim şahsi vizyonumun ürünüdür.”

“Tebrik ederim Berkant. Harika bir derinlik yakalamışsın,” der CEO.

“Teşekkür ederim efendim. Şirketimiz için feda olsun.”

CFO söze girer:

“Bu ekonometrik modeli nasıl kurdun?”

Berkant Bey formülü bilmez. Plaza kelimeleriyle kıvırır:

“Çok boyutlu regresyon algoritmaları kullandım. Veriyi mikro segmentlere bölerek derin dalış yaptım.”

CEO omzuna vurur: “Yılın sunumu buydu. Prim havuzunda unutmayacağım.”

Berkant Bey salondan bir kahraman edasıyla çıkar. Kendi yalanına artık kendisi de inanmıştır.

Kahve Makinesinde Mentorluk

Öğleden sonra Eren kahve makinesinin önündeyken Berkant Bey o meşhur LinkedIn gülümsemesiyle yanaşır.

“Erenciğim, icra kuruluna geçtik üzerinden. Genel hatlarıyla fena değil dediler.”

“Benim adımdan bahsettiniz mi?”

“Kurumsal hayat basamak basamak çıkılır. Sen henüz stajyersin, seni hedefe koymak istemedim. Ben seni korudum.”

“Ama raporda benim adım yazıyordu.”

“Kapağı kurumsal formata uyarladık sadece.”

“Adımı mı sildiniz?”

“Silmek değil o Eren. Şirket adına sahiplenmek.”

“Ben iki hafta boyunca hiç uyumadım Berkant Bey.”

“Farkındayım tatlım. Bu senin için harika bir öğrenme oldu.”

“Öğrenme mi?”

“Elbette! Tecrübe paradan ve unvandan değerlidir. Sen bizim geleceğimizsin, detaylara takılma.”

Berkant Bey kahvesini alıp uzaklaşır. Eren elindeki karton bardakla kalakalır; sıcak su parmaklarını yakar ama fark etmez.

Yorum

Akşam Berkant Bey yeni bir gönderi atar. Fotoğrafta projektör perdesinde raporun başlığı parlar:

“Aylardır üzerinde titizlikle çalıştığım sadakat stratejimiz bugün icra kurulundan tam not aldı. Büyük vizyonlar cesur liderlerin masasından çıkar. Yorulduk ama değdi!”

Eren’in stajının bitmesine üç gün kalmıştır; kadro verilmeyeceğini zaten anlamıştır. Gönderiyi bulur, yorum kutusuna tıklar:

“Tebrikler Berkant Bey. Gece 02.30’da kurduğum ekonometrik modellerin ve yazdığım 60 sayfalık metnin icra kurulunda beğenilmesine çok sevindim. Kapak sayfasındaki adımı silerken harcadığınız iki dakikalık liderlik eforu için de ayrıca teşekkür ederim!”

Açık ofiste bir anda sessizlik olur. Üç dakikada yorum yetmiş beğeni alır. Ekran görüntüleri şirket içi WhatsApp gruplarına düşer, dedikodu Maslak’tan Levent’e yayılır. Genel müdürün asistanı arar, icra kurulu üyelerinden mesajlar gelir. Berkant Bey odasından bembeyaz bir yüzle fırlar.

“Eren! Ne yaptın sen? Hemen sil onu!”

Eren çantasını omzuna takar.

“Genç yeteneklere alan açmak gerekir demiştiniz Berkant Bey. Ben de kendi alanımı kendim açtım.”

Haftaya üniversite panelinde Berkant Bey’in sunumunun başlığı son anda değiştirildi: “Dijital Çağda Kriz Yönetimi.”