🏢 PLAZA KRONİĞİ
AKSIYON ALALIM

Türkiye'nin Kurumsal Hayat Sosyolojisi, Plaza Kulisleri & Açık Ofis Mitolojisi

Kurumsal Kulis 🏢 Maslak 42, Kanyon Levent, Zorlu Center

Stajyerlerin Sırtından Geçinen LinkedIn Influencer Pazarlama Müdürü: Altmış Sayfalık Hırsızlık

Maslak'ta her sabah 'Liderlik gençlere alan açmaktır' diyerek binlerce beğeni toplayan pazarlama direktörünün, Boğaziçili stajyerin gece 03.00'e kadar yazdığı 60 sayfalık strateji raporunu kendi adıyla sunuma çıkarma trajedisi.

📌 Yazısız Plaza Kanunu: "LinkedIn'de 'Gençlerin önünü açın' diye yazan yöneticilerin çoğu, arkada stajyerin hazırladığı slaytın ilk sayfasına kendi adını yapıştırmakla meşguldür."
AA Aksiyon Alalım Masası
Dosya kodu: stajyerlerin-sirtindan-gecinen-linkedin-influencer-pazarlama-muduru
Stajyerlerin Sırtından Geçinen LinkedIn Influencer Pazarlama Müdürü: Altmış Sayfalık Hırsızlık

I. 08.45: Bugün Bir Lider Olarak Ne Öğrendim Gönderisi ve 3.000 Beğeni

Saat tam 08.45.

Maslak 42’nin yirmi birinci katında güneş parlar.

Pazarlama Direktörü Berkant Bey camın önünde poz verir.

Elinde porselen bir kahve kupası tutar.

Kupanın üstünde İngilizce bir slogan yazar: “Dream Big, Lead Bold.”

Telefonunu masaya sabitler.

Zamanlayıcıyı üçe ayarlar: bip, bip, bip.

Gülümser: klik.

Kusursuz bir kurumsal fotoğraf çekilmiştir.

Hemen LinkedIn uygulamasını açar.

Fotoğrafı yükler.

Altına uzun ve duygusal bir metin döşer:

“Bugün kahvemi yudumlarken düşündüm.

Gerçek liderlik unvanlarla ilgili değildir.

Gerçek liderlik genç yeteneklere alan açmaktır.

Onların ışığına gölge düşürmemektir.

Z kuşağını dinlemeyen şirketler batmaya mahkumdur.

Ben ekibimdeki her stajyere bir genel müdür adayı gibi bakıyorum.

Siz bugün genç bir yeteneğe nasıl alan açtınız?”

Gönder butonuna basar: tık.

On beş dakika içinde paylaşım patlar.

3.400 beğeni.

420 yorum.

Yorumlar övgü doludur:

“Harika bir bakış açısı Berkant Bey!”

“Sizin gibi vizyoner liderlere ülkemizin ihtiyacı var.”

Berkant Bey koltuğuna keyifle yaslanır.

Yorumları tek tek beğenir.

Egolarını okşayan bu dijital tiyatro onun günlük afyonudur.

Ekran ışığı pahalı gözlüklerinin camında parıldar.

Ofisteki işleri tamamen unutmuştur.

Tek derdi haftalık etkileşim oranıdır.

LinkedIn algoritmasını çözdüğünü iddia eder.

Hatta haftaya bir üniversite panelinde konuşma yapacaktır.

Konu yine aynıdır: Genç Liderlik ve Mentorluk.

Fakat bu ışıltılı sahnenin arkasında karanlık bir sömürü düzeni işlemektedir.

II. Arka Ofisin Bodrum Katı: Gece 02.30’a Kadar Süren Benchmarking İşkencesi

Aynı katın en karanlık köşesine bakalım.

Burada havalandırma deliğinin altında iki küçük masa durur.

Masalarda Boğaziçi Üniversitesi son sınıf öğrencisi Eren oturmaktadır.

Eren şirkette üç aydır uzun dönem proje stajyeridir.

Haftanın dört günü sabah sekiz akşam sekiz çalışır.

Sınavlarına bile gece yarısı çalışmak zorunda kalır.

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu gereği asgari ücretin üçte biri kadar para alır.

Yani ayda yaklaşık 5.800 TL ödenir.

Yemek kartı bile verilmemiştir.

Metrobüs parasını bile ailesinden ister.

Eren son iki haftadır gün yüzü görmemiştir.

Gözlerinin altı mor halkalarla doludur.

Sürekli hazır kahve içmekten midesi delinmek üzeredir.

Çünkü Berkant Bey ona devasa bir görev vermiştir.

Konu: “Küresel E-Ticarette Yapay Zeka Tabanlı Sadakat Modelleri.”

Berkant Bey görevi verirken şöyle demiştir:

— “Erenciğim, bu senin vitrinin olacak.”

— “İcra kuruluna sunacağız bu raporu.”

— “Adını altın harflerle yazdıracağım şirkete.”

Eren bu vaade inanmıştır.

Geceler boyu uykusuz kalmıştır.

Akademik makaleleri taramıştır.

Yabancı rakiplerin elli farklı vaka analizini incelemiştir.

Dün gece saat tam 02.30’a kadar ofiste sabahlamıştır.

Tam altmış sayfalık kusursuz bir rapor hazırlamıştır.

Grafikler…

İstatistiksel modeller…

Gelecek projeksiyonları…

Raporun kapak sayfasına gururla kendi adını yazmıştır:

“Hazırlayan: Eren Yılmaz - Strateji ve Pazarlama Stajyeri.”

PDF dosyasını sabah 07.15’te Berkant Bey’e e-postayla iletmiştir.

İçi kıpır kıpırdır.

Sonunda emeğinin karşılığını alacağını düşünmektedir.

III. 5846 Sayılı FSEK Madde 14 ve İlk Sayfadaki İsim Silme Operasyonu

Saat 09.30 olur.

Berkant Bey LinkedIn’deki yorumlara kalp atarken gelen e-postayı görür.

Eren’in gönderdiği 60 sayfalık PDF dosyasını indirir.

Dosyayı hızla tarar.

Sayfaları çevirdikçe gözleri hayretle açılır.

İçerik inanılmaz derecede kalitelidir.

Grafikler McKinsey standartlarındadır.

Analizler sektörü derinden sarsacak kadar cesurdur.

Berkant Bey bıyık altından güler.

— “Vay canına… Bu çocuk harika bir iş çıkarmış.”

Fakat hemen ardından içindeki kurumsal iblis uyanır.

Bu raporu bir stajyerin adıyla icra kuruluna sunamaz.

Eğer genel müdür bu raporu bir stajyerin yazdığını öğrenirse ne der?

“Pazarlama direktörüne ayda 240.000 TL maaşı niye veriyoruz?” diye sorar.

Kendi varlığı tehdit altına girecektir.

Berkant Bey hiç tereddüt etmez.

Adobe Acrobat uygulamasını açar.

“Edit PDF” butonuna basar.

Kapak sayfasına gelir.

Eren’in adını seçer.

Klavyeden ‘Delete’ tuşuna basar: tık.

Eren’in adı buharlaşır.

Yerine büyük harflerle şunu yazar:

“Hazırlayan: Berkant Soylu - Pazarlama Direktörü & Strateji Lideri.”

Sayfanın altına bir de telif notu ekler:

“Tüm hakları Berkant Soylu tarafından saklıdır.”

Hukuk diliyle konuşursak bu açık bir suçtur.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu madde 14 çok nettir.

Eser sahibinin adını belirtme yetkisi sadece eseri yaratan kişiye aittir.

Bu hak devredilemez.

Satılamaz.

Manevi bir haktır.

Şirket içi hazırlanan raporlar da bu korumaya dahildir.

Stajyer olması bir insanın fikri emeğini yok saymaya yetmez.

Akıl teri unvanla tartılamaz.

Fakat Berkant Bey için FSEK sadece dört harften ibarettir.

Yeni dosyayı masaüstüne kaydeder: “Strateji_Master_Berkant.pdf”.

Hırsızlık başarıyla tamamlanmıştır.

IV. İcra Kurulu Sunumunda Atılan ‘Benim Şahsi Vizyonum’ Çalımları

Saat 11.00.

Otuzuncu kattaki yönetim kurulu salonu dolmuştur.

Masada CEO, CFO ve holding murahhas azası oturur.

Projektör perdesinde altmış sayfalık sunum açılır.

Berkant Bey sahneye fırlar.

Elinde lazer işaretçiyle perdedeki grafikleri gösterir.

Konuşması tam bir oyunculuk harikasıdır:

— “Değerli yönetim kurulu üyeleri.”

— “Son üç aydır bu strateji üzerine bizzat sabahlıyorum.”

— “Geceleri uyumadım.”

— “Bütün küresel modelleri tek tek modelledim.”

— “Bu rapor tamamen benim şahsi vizyonumun ürünüdür.”

CEO başını takdirle sallar.

— “Tebrik ederim Berkant. Harika bir derinlik yakalamışsın.”

— “Teşekkür ederim efendim. Şirketimiz için feda olsun.”

CFO söze girer:

— “Bu ekonometrik modeli nasıl kurdun Berkant?”

Berkant Bey bir an yutkunur.

Formülü aslında hiç bilmemektedir.

Fakat hemen plaza kelimeleriyle kıvırır:

— “Çok boyutlu regresyon algoritmaları kullandım.”

— “Veriyi mikro segmentlere bölerek derin dalış yaptım.”

— “Sonuçlar tamamen organik büyüme vadediyor.”

CEO ayağa kalkar, Berkant Bey’in omzuna vurur:

— “Yılın sunumu buydu Berkant. Prim havuzunda bunu unutmayacağım.”

Toplantı biter.

Berkant Bey salondan bir kahraman edasıyla ayrılır.

Adımları zafer marşı ritmindedir.

Kendi yalanına kendisi de inanmıştır.

Stajyerin uykusuz geceleri, direktörün hanesine dev bir başarı puanı olarak yazılmıştır.

V. Kahve Makinesi Önünde Verilen Yalan ‘Sen Bizim Geleceğimizsin’ Nasihati

Saat 14.30.

Eren açık ofisteki kahve makinesinin önünde durmaktadır.

Karton bardağına sıcak su doldurur.

Berkant Bey yanına yanaşır.

Yüzünde o ünlü LinkedIn gülümsemesi vardır.

Eren’in sırtını sıvazlar.

— “Erenciğim, harika bir haberim var.”

Eren heyecanla döner:

— “Sunum yapıldı mı Berkant Bey?”

— “Yapıldı canım, icra kuruluna geçtik üzerinden.”

— “Nasıl buldular raporu?”

— “Çok beğendiler. Yani genel hatlarıyla fena değil dediler.”

— “Benim adımdan bahsettiniz mi?”

Berkant Bey’in yüzü hafifçe ciddileşir.

Ses tonunu şefkatli bir bilge gibi ayarlar:

— “Erenciğim, kurumsal hayat basamakları adım adım çıkılır.”

— “Nasıl yani efendim?”

— “İcra kurulunda isim zikretmek doğru olmazdı.”

— “Neden?”

— “Çünkü sen henüz stajyersin. Seni hedefe koymak istemedim.”

— “Beni neden hedefe koysunlar ki?”

— “Soru sorup seni yıpratırlardı. Ben seni korudum.”

— “Ama raporda benim adım yazıyordu.”

— “Kapak sayfasını kurumsal formata uyarladık sadece.”

— “Adımı mı sildiniz?”

— “Silmek değil o Eren. Şirket adına sahiplenmek.”

— “Ben iki hafta boyunca hiç uyumadım Berkant Bey.”

— “Farkındayım tatlım. Bu senin için harika bir öğrenme oldu.”

— “Öğrenme mi?”

— “Elbette! Tecrübe paradan ve unvandan değerlidir.”

— “Sen bizim geleceğimizsin Eren. Böyle detaylara takılma.”

Berkant Bey kahvesini alır, odasına doğru yürür.

Eren elindeki sıcak karton bardakla kalakalır.

Bardağın sıcaklığı parmaklarını yakar.

Fakat içi buz gibi donmuştur.

Sömürüldüğünü iliklerine kadar hissetmiştir.

Plazada stajyer olmak, bedava akıl teri dökmek demektir.

Ve bu ter, yöneticilerin LinkedIn madalyasına dönüştürülür.

VI. LinkedIn Paylaşımının Altındaki Yorum Savaşı ve Sessiz İntikam

Akşam saat 18.00 olur.

Berkant Bey yeni bir zafer sarhoşluğu içindedir.

LinkedIn’e yeni bir gönderi atar.

Toplantı odasındaki projektörün fotoğrafını koymuştur.

Fotoğrafta altmış sayfalık raporun başlığı parlar.

Altına şu metni yazar:

“Aylardır üzerinde titizlikle çalıştığım sadakat stratejimiz bugün icra kurulundan tam not aldı.

Büyük vizyonlar cesur liderlerin masasından çıkar.

Yorulduk ama değdi.

Geleceği inşa etmeye devam ediyoruz!”

Gönderi beş dakikada yüzlerce beğeni alır.

Eren masasında oturmuş ekrana bakmaktadır.

Dişlerini sıkar.

Artık kaybedecek hiçbir şeyi yoktur.

Stajının bitmesine sadece üç gün kalmıştır.

Zaten bu şirkette ona kadro vermeyeceklerini anlamıştır.

Kişisel LinkedIn hesabına girer.

Berkant Bey’in paylaşımını bulur.

Yorum yazma kutusuna tıklar.

Parmakları klavyede dans eder:

“Tebrikler Berkant Bey.

Boğaziçi Üniversitesi veri tabanından gece 02.30’da çektiğim ekonometrik modellerin ve şahsen yazdığım 60 sayfalık metnin icra kurulunda beğenilmesine çok sevindim.

Kapak sayfasındaki adımı silerken harcadığınız iki dakikalık liderlik eforunuz için ayrıca teşekkür ederim!”

Eren ‘Yorum Yap’ butonuna basar: klik.

Açık ofiste bir anda sessizlik olur.

Yorum yayına girer.

Üç dakika içinde yetmiş kişi yorumu beğenir.

Ekran görüntüleri şirket içi WhatsApp gruplarına düşer.

Dedikodu Maslak’tan Levent’e kadar yayılır.

Berkant Bey odasından fırlar.

Yüzü bembeyazdır.

— “Eren! Ne yaptın sen? Hemen sil onu!”

Eren çantasını omzuna takar.

Gülümser.

— “Kusura bakmayın Berkant Bey. Genç yeteneklere alan açmak gerekir demiştiniz.”

— “Ben de kendi alanımı kendim açtım.”

Eren turnikelere doğru yürür.

Kartını okutur: bip.

Plazanın döner kapısından dışarı çıkar.

Akşam rüzgarı yüzüne serin serin çarpar.

Maslak’ın neon ışıkları karanlık gökyüzünü aydınlatır.

Eren derin bir nefes alır.

Göğsü ilk defa ferahlamıştır.

Bir stajyer olarak hakkını teslim etmemiştir.

Kendi emeğini çalan hırsıza kurumsal meydan okumuştur.

Geride kalan influencer ise odasında panik içinde yorumu silmeye çalışmaktadır.

Telefonu susmak bilmez.

Genel müdürün asistanı arar.

İcra kurulu üyeleri mesaj atar.

Fakat dijital dünya affetmez.

Ekran görüntüleri çoktan alınmıştır.

Ve plazanın sahte liderlik balonu tek bir stajyer yorumuyla patlamıştır.

Hakikatin ışığı bazen tek bir cesur tıkla parlar.

Plaza yalanları ise o ışıkta anında buharlaşır.

Sıradaki Kulis Dosyaları