Tükenmişlik Sendromu Raporu Alan Çalışana İK'nın Koçluk Teklifi: Adaçayı ve Nefes Tiyatrosu
Levent'te haftada yetmiş saat çalışmaktan tükenip psikiyatri istirahat raporu alan kıdemli analiste İK'nın sunduğu kurumsal çözüm: 'İş yükünü azaltamayız ama sana harika bir yaşam koçu ve nefes terapisi ayarladık.'
tukenmislik-sendromu-burnout-raporu-alan-calisana-iknin-kocluk-teklifi
I. Pazartesi 09.30: Masaya Düşen On Günlük Psikiyatri Raporu
Saat tam 09.30.
Levent 199 plazasının yirmi ikinci katında klima buz gibi üfler.
İnsan Kaynakları Direktörü Handan Hanım kahvesinden bir yudum alır.
Önündeki ekranda resmi bir SGK e-rapor bildirimi parlar.
Sistemden tiz bir bildirim sesi yükselir: dınk.
Rapor Kıdemli Finansal Danışman Deniz’e aittir.
Tanı kutucuğunda soğuk harfler dizilidir:
“F43.8 - Ağır Reaktif Depresyon ve Kronik Tükenmişlik Sendromu.”
İstirahat süresi: Tam on iş günü.
Veren hekim: Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Kliniği Uzman Psikiyatristi.
Handan Hanım’ın kaşları aniden çatılır.
Kahve kupasını masaya sertçe bırakır: tak.
— “Tükenmişlik mi? Bu da nereden çıktı şimdi?”
Yanındaki kıdemli İK uzmanı Selim başını öne eğer.
— “Deniz son üç aydır her gece yarısı ofisteydi Handan Hanım.”
— “Haftada yetmiş beş saat faturalanabilir iş üretti.”
— “Hafta sonları bile bilgisayar başından kalkmadı.”
— “Dün akşam açık ofiste panik atak krizi geçirdi.”
— “Kalbi sıkışınca ambulans çağırmak zorunda kaldık.”
Handan Hanım sinirle saçını düzeltir.
Yüzünde en ufak bir empati kırıntısı yoktur.
— “Herkes stresli Selim. Abartmış bu çocuk.”
— “Haftaya Londra denetimi var, o modelleri kim kapatacak?”
— “Psikiyatri raporu şirketin kurumsal itibarını zedeler.”
— “Denetçiler bunu görürse iş gücü açığı derler.”
— “Müşteriler ekibin motivasyonunu sorgular.”
— “Hemen Deniz’i şirkete çağırın. Bir orta yol bulacağız.”
Handan Hanım için insanın ruh sağlığı bir hiçtir.
Önemli olan tek şey şirket bilançosundaki risk katsayısıdır.
Ve psikiyatri raporları kurumsal tabloda çok çirkin durur.
II. İK’nın Kırmızı Alarmı: 4857 Sayılı Kanun ve SGK Rapor Paniği
Hukuk masasında ise büyük bir panik yaşanır.
4857 sayılı İş Kanunu sağlık izinlerini sıkı korur.
İş Kanunu madde 25 sağlık nedenleriyle fesih sınırlarını çizer.
SGK onaylı bir istirahat raporunu işveren tek taraflı iptal edemez.
Raporlu çalışana e-posta atmak bile kanunen mobbing sayılabilir.
Telefonla aramak bile suç unsuru teşkil edebilir.
Yargıtay kararları son derece nettir:
İşveren, aşırı iş yükü nedeniyle hastalanan personelin sağlığını gözetmekle yükümlüdür.
Eğer Deniz işten ayrılıp dava açarsa şirketi yakabilir.
Kötü niyet tazminatı gündeme gelir.
Maddi ve manevi tazminat davası açılır.
Ödenmeyen fazla mesai alacakları masaya yığılır.
Şirkete toplam maliyeti 1,5 milyon TL’yi rahatlıkla bulur.
Bu yüzden İK acilen bir savunma kalkanı geliştirmek zorundadır.
Tıbbi teşhisi kurumsal bir şaklabanlıkla örtbas etmek gerekir.
Çözüm plazaların son yıllardaki en büyük yalanıdır:
“Kurumsal Esenlik ve Yaşam Koçluğu Programı.”
Gerçek bir psikiyatrist hastaya ilaç yazar.
Yatak istirahati verir.
İş ortamından tamamen uzaklaşmasını emreder.
Fakat yaşam koçu bambaşka bir şey yapar.
Çalışana suçluluk duygusu aşılar.
“Stres senin zihnindeki bir seçimdir” der.
Böylece şirketin aşırı sömürüsü aklanır.
Sorun şirketin kölelik düzeninde değil, çalışanın nefes almayı bilmemesinde aranır.
Handan Hanım masadaki telefonun ahizesini kaldırır:
— “Pelin Hanım’ı bağlayın bana. Şu ünlü kurumsal yaşam koçunu.”
III. Cam Odada Yapılan ‘Kurumsal Esenlik’ Pazarlığı
Ertesi gün saat 14.00.
Deniz solgun bir yüzle İK katındaki cam odaya gelir.
Gözlerinin altı simsiyahtır.
Elleri istemsizce titremektedir.
Ceketinin düğmelerini ilikler.
Handan Hanım onu kapıda son derece şefkatli bir yüzle karşılar.
Kollarını iki yana açar.
— “Denizciğim! Canım benim, çok geçmiş olsun!”
— “Teşekkürler Handan Hanım, pek iyi değilim.”
— “Gördüm raporunu, çok üzüldüm gerçekten.”
— “Vücudum artık kaldırmadı efendim.”
— “Fakat Denizciğim, psikiyatri raporu çok ağır bir adım.”
— “Doktorum acil dinlenme verdi.”
— “Elbette dinlen. Ama siciline bu kodun işlenmesini ister misin?”
Deniz şaşırır:
— “Nasıl yani? Sağlık raporu bu.”
— “İleride başka holdinge geçmek istersen karşına çıkar.”
— “Beni tehdit mi ediyorsunuz?”
— “Aşk olsun! Ben senin kariyerini düşünüyorum.”
— “Peki ne yapmamı öneriyorsunuz?”
Handan Hanım gözlerini parlatır.
Masaya parlak kuşe kağıda basılmış bir broşür uzatır.
Broşürün kapağında lotus çiçeği ve meditasyon yapan bir kadın resmi vardır.
— “Sana harika bir teklifim var Deniz.”
— “Raporu sistemden geri çekelim.”
— “Şirketimizin anlaşmalı olduğu Yaşam Koçu Pelin Hanım ile beş seans yap.”
— “Ayrıca haftada iki gün mindfulness nefes terapisi hediye ediyoruz.”
— “Sana özel lavanta aromalı bir stres topu da vereceğiz.”
— “İş yüküm ne olacak peki?”
— “İş yükünü zaman yönetimiyle aşacaksın tatlım.”
— “Yani yine haftada yetmiş saat mi çalışacağım?”
— “Ama bu sefer stresini yöneterek çalışacaksın!”
Deniz duyduklarına inanamaz.
Beyin kanaması geçirmek üzere olan birine yara bandı önerilmektedir.
IV. Yaşam Koçu Pelin ile İlk Seans: ‘Stresi Bir Hediye Olarak Kucakla’
Perşembe günü ilk koçluk seansı başlar.
Yedinci kattaki dinlenme odasında tütsüler yakılmıştır.
Oda buram buram lavanta ve adaçayı kokar.
Hafif bir su şırıltısı sesi fondan gelir.
Koç Pelin Hanım keten beyaz bir elbise giymiştir.
Boynunda Tibet taşlarından yapılmış kolyeler sallanır.
Yere serilmiş minderde bağdaş kurarak oturur.
Deniz ise karşısındaki mindere eğreti bir şekilde oturur.
Beli fena halde ağrımaktadır.
Pelin Hanım gözlerini yavaşça kapatır.
Derin bir nefes alır: huuuh.
— “Deniz, şu an evrenle olan frekansın çok düşük.”
— “Pelin Hanım, ben günde dört saat uyuyorum.”
— “Uyku sadece zihnin bir illüzyonudur Deniz.”
— “İllüzyon mu? Kalbim sıkışıyor benim.”
— “Çünkü kalbin şirketin bolluk enerjisine direniyor.”
— “Ben finansal model yapıyorum, ne enerjisi?”
— “İş yükü sana evrenin sunduğu bir gelişim hediyesidir.”
— “Hediye mi? Haftada yetmiş beş saat kölelik bu!”
— “Kelimelerini dönüştür Deniz. Kölelik deme, deneyim de.”
— “Pelin Hanım, dün gece acilde serum yedim.”
— “Harika! Bedenin eski travmaları dışarı atıyor işte.”
— “Şimdi gözlerini kapat ve burnundan derin nefes al.”
— “Dört saniye tut, sekiz saniyede ver.”
— “Nefes alırsam o Excel tabloları kendi kendine kapanacak mı?”
— “Sen akışa güvenirsen her şey kendiliğinden çözülür.”
Deniz yumruklarını sıkar.
Karşısındaki kadın şirket bütçesinden seans başı 8.000 TL almaktadır.
Ve şirket bu tiyatroya avuç dolusu para dökmektedir.
Fakat bir uzman daha işe alıp Deniz’in yükünü hafifletmeye yanaşmamaktadır.
Çünkü koçluk faturası masraf yazılır.
Yeni personel ise kalıcı bir maliyettir.
V. Masada Bekleyen Dört Yüz Okunmamış E-posta ve Nefes Terapisi
Seans biter.
Deniz minderin üstünden zorlukla kalkar.
Başındaki zonklama iki katına çıkmıştır.
Ağır adaçayı kokusu midesini bulandırmıştır.
Açık ofisteki masasına geri döner.
Dizüstü bilgisayarını açar.
Outlook simgesinin köşesinde kırmızı bir bildirim parlar:
“412 Okunmamış E-posta.”
Müdürü Faruk Bey masanın başında biter.
Elinde iki parmak kalınlığında bir dosya vardır.
— “Deniz, seansın bitti mi?”
— “Bitti Faruk Bey.”
— “Güzel, rahatlamışsındır. Şu konsolide raporu akşama bitirmen lazım.”
— “Faruk Bey, ben raporluyum normalde. Doktora gittim.”
— “Handan Hanım ile konuştuk, koçluk alıyormuşsun.”
— “Koçluk almak iyileştim demek değil ki.”
— “Hadi Deniz, negatif enerjiyi bırak artık.”
— “Negatif enerji mi?”
— “Evet, Pelin Hanım çok umutlu konuştu senin için.”
— “Akışa bırak kendini, bu modelleri gece 22.00’ye kadar tamamla.”
— “Gece 22.00 mi? Ben ayakta duramıyorum.”
— “Bir kahve iç, toparlanırsın. Takım sana güveniyor.”
Faruk Bey dosyayı masaya fırlatır, gider.
Dosya masada güm diye ses çıkarır.
Deniz ekrandaki rakamlara bakar.
Gözleri bulanıklaşır.
Nefes terapisi altmış saniyede çökmüştür.
Evren Deniz’i kurtarmaya gelmemiştir.
Adaçayı kokusu yerini tekrar plaza floresanlarının soğukluğuna bırakmıştır.
Sistem çalışanını son damlasına kadar emmek üzere kuruludur.
Wellness programları sadece bu sömürüyü daha estetik göstermek için vardır.
Şirketler cinayeti işler.
Sonra da cesedin üzerine lavanta kolonyası döker.
VI. Tükenmişliğin Gerçek Reçetesi ve İstifanın Dayanılmaz Hafifliği
Deniz sandalyesinde on dakika boyunca hareketsiz kalır.
Gözlerini ekrandaki yüzlerce okunmamış postaya diker.
Kulaklarındaki nabız atışı yavaşça diner.
Zihninde birden büyük ve berrak bir aydınlanma yaşanır.
Korku bulutları aniden dağılır.
Artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştır.
Ya bu masada genç yaşta kalp krizi geçirecektir.
Ya da bu sahte cenneti bir kalemde silecektir.
Çantasından beyaz temiz bir A4 kağıdı çıkarır.
Mavi tükenmez kalemi eline alır.
Muntazam ve kısa cümlelerle yazar.
İstifa mektubu çok nettir.
İnsan Kaynakları Direktörlüğü’ne hitap eder.
Aşırı iş yükü sağlığımı bozmuştur.
İş Kanunu madde 24 gereği sözleşmemi feshediyorum.
Tazminat haklarımı saklı tutuyorum.
İmzasını atar.
Tarihi ekler: 3 Eylül 2026.
Kağıdı eline alır.
Doğruca Handan Hanım’ın odasına yürür.
Kapıyı çalmaz.
İçeri girer.
Kağıdı cilalı ceviz masanın tam ortasına bırakır: şak.
Handan Hanım şaşkınlıkla gözlerini kaldırır.
— “Bu nedir Deniz?”
— “Bu benim gerçek nefes terapim Handan Hanım.”
— “Delirdin mi sen? Tazminatını yakacaksın!”
— “Hiçbir şey yakmıyorum. Avukatım yarın ihtarnameyi çekiyor.”
— “Pelin Hanım ile dört seansın daha vardı!”
— “Kalan seansları Faruk Bey’e verin. Onun aklı başına gelsin.”
Deniz odadan çıkar.
Masasındaki dizüstü bilgisayarı kapatır.
Kişisel sırt çantasını omzuna takar.
Açık ofisteki mesai arkadaşlarına bakar.
Herkes ekrana gömülmüştür.
Kimse başını kaldıramaz.
Deniz turnikeden geçer: bip.
Plazanın döner kapısından Büyükdere Caddesi’ne adım atar.
Dışarıda hafif bir sonbahar yağmuru çiselemektedir.
Deniz ciğerlerini gerçek havayla doldurur.
Derin bir nefes alır.
Bu kez koçun emriyle değil.
Kendi özgür iradesiyle.
Tükenmişliğin tek gerçek ilacı o kulelerden sonsuza dek uzaklaşmaktır.
Geri kalan her şey sadece sermayenin ucuz bir illüzyonudur.
Ve Deniz o illüzyondan tek bir hamleyle uyanmıştır.
Telefonundaki iş gruplarını tek tek sessize alır.
Sonra hepsinden birden çıkar.
Plaza geride kalmıştır.
O kulelerin esareti artık bitmiştir.
Önünde ise yaşanacak koskoca bir hayat uzanmaktadır.
Gerçek huzur istifa mektubunun hemen ardında başlar.