Teams çağrısı başlar: dı-dı-rın. Ekranda yirmi dört kişilik bir kare tablosu açılır ama yalnızca üç karesi aydınlıktır.
Genel Müdür Cahit Bey kameradadır: arkasında Maslak manzarası ve modern bir tablo, üzerinde jilet gibi ütülü açık mavi gömlek. İK Direktörü Lale Hanım da kameradadır; pudralı bir makyaj ve kurumsal bir tebessüm. Kalan yirmi bir karede yalnızca gri baş harfler yanar: “BK”, “AY”, “EC”, “MY”, “ST”, “OD”…
Cahit Bey gözlüğünü düzeltir.
“Arkadaşlar, yüz yüze iletişim çok önemli. Lütfen herkes kamerasını açsın. Birbirimizin gözünün içine bakalım. Şirket kültürümüz şeffaflık üzerine kuruludur.”
Sessizlik. Sonra chat kutusuna bahaneler yağar:
“Cahit Bey, Kadıköy’de fiber altyapı çalışması var, bant genişliğim düşüyor.”
“Kameram dünkü Windows güncellemesinden sonra sürücü hatası verdi.”
“Gözümde arpacık çıktı, ışığa bakamıyorum.”
“Evde elektrik kesintisi var, karanlık odadayım.”
Elektriği kesik olan arkadaş toplantıya nasıl bağlandığını açıklamaz. Kimse de sormaz. Çünkü herkes bilir: o siyah kutular birer kalkandır ve arkalarında genel müdüre gösterilmeyecek bir kaos vardır.
BK: Sucuk, Çamaşır Teli ve Mute Tuşu
“BK” karesi Kıdemli Ürün Yöneticisi Burak’ındır. Burak Moda’da iki artı birlik eski bir evde oturur ve toplantı başladığında masada değil, ocak başındadır. Tavada sucuklu yumurta cızırdar; sol elde tahta kaşık, sağ kulakta kablosuz kulaklık. Cahit Bey’in bütçe hedeflerini dinlerken yumurtanın sarısını dağıtır.
Tezgâhın yanında metal çamaşır teli açılmış, telde ıslak siyah çoraplar ve nevresimler asılıdır. Burak’ın üzerinde altı delik gri bir eşofman, ayağında yünlü dede terlikleri vardır. Laptopun yanında zeytin çekirdekleri ve yarım bardak bayat çay durur.
Ev arkadaşı Cem mutfağa dalar:
“Burak! Deterjan bitmiş, çamaşırlar kokuyor!”
“Sus oğlum! Genel müdür konuşuyor!”
“Bana ne genel müdürden, temiz çorabım kalmadı!”
“Kıs sesini, mikrofon açılırsa mahvolurum!”
“Kameran açık mı bari?”
“Deli misin, bu kılıkla kamera mı açılır?”
Burak mikrofonunun kapalı olduğunu üç kez kontrol eder. Kırmızı çizgi yerindedir. Mute tuşu bir kariyer daha kurtarmıştır.
Kanun Ne Diyor, Cahit Bey Ne Diyor
Hukuk cephesinde konu biraz daha ciddidir. 4857 sayılı İş Kanunu madde 14 uzaktan çalışmayı düzenler, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği de işverene belli bir denetim imkânı tanır. Ama bu yetki sınırsız bir gözetleme kulesi değildir: Anayasa madde 20 özel hayatın gizliliğini, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu da çalışanın görüntüsünü korur. İnsanın mutfağı, toplantı odası sayılmaz.
Cahit Bey ise bu ayrıntılarla ilgilenmez.
“Lale Hanım, kamera açmayanları tek tek not alın. Performans değerlendirmesinde dikkate alalım.”
“Haklısınız Cahit Bey, bağlılık zayıflıyor.”
Kurye Zili, Düdüklü Tencere ve Şero
Ekranda üçüncü çeyrek kârlılık grafiği açılır. Cahit Bey aniden seslenir:
“Burak, e-ticaret sepet terk oranları neden arttı? Hızlıca bir özet geçer misin?”
Burak mutfaktan odaya koşar, ayağı çamaşır teline takılır. Tel büyük bir gürültüyle devrilir, ıslak havlular yere saçılır. Burak klavyeye uzanır, mikrofonu açar: tık.
Tam o saniyede kapı zili çalar: zııırrr! Ardından mutfaktaki düdüklü tencere ıslık çalmaya başlar. Evin kedisi Şero klavyeye atlar ve chat’e “asddfgghjklşşş” yazar.
“Cahit Bey, sesim geliyor mu?”
Arkadan Cem’in sesi patlar:
“Burak! Kedi kumun geldi, kapıyı aç! Kuryenin pos cihazı çekmiyor!”
Yirmi dört hoparlörden aynı anda düdüklü tencere, kedi kumu ve kapı zili yankılanır. Cahit Bey’in gözlüğü burnundan kayar.
“Burak? Neredesin sen? Arkanda gemi düdüğü mü çalıyor?”
Burak mikrofonu kapatır ve saniyeler içinde chat’e yazar:
“Çok affedersiniz Cahit Bey. Alt katta komşunun su borusu patladı, usta kapıya geldi. Hemen dönüyorum.”
Diğer siyah kareler bıyık altından güler. Her biri benzer bir felaketin kıyısındadır: kimi ağlayan çocuğu, kimi alt kattaki matkabı saklamaktadır.
AY: Yorganın Altından Çeyrek Sonu
“AY” karesi Kıdemli Pazarlama Analisti Aylin’indir. Aylin toplantının başından beri yataktadır: pembe polar pijama, saçta pembe bone, kaz tüyü yorgan. Dizüstü bilgisayar karnının üstündedir, fanı yorganın altından boğukça vınlar. Yanında kedisi uyur, komodinde dünden kalma soğuk kahve ve yarım dilim bayat tost durur.
Kamera açılsa dağınık yastıklar, kırışmış çarşaflar ve gözaltı morlukları görünecektir. Kapalıyken ise Aylin sistemde “aktif ve dikkatli dinleyici”dir. Arada bir chat’e not düşer:
“Çok doğru bir tespit Cahit Bey.”
“Bu metriği derinlemesine analiz etmeliyiz.”
“Bir sonraki sprint planında aksiyon alalım.”
Bu üç cümle, onu toplantının en katılımcı çalışanı yapmaya yeter.
Siyah Kutu
Toplantının sonunda Cahit Bey son sözünü söyler:
“Önümüzdeki hafta herkesi ofiste görmek istiyorum. Kameralarını açmayanlarla yüz yüze konuşacağız.”
Çağrı kapanır, yirmi bir siyah kutu aynı anda kaybolur. Burak ıslak çamaşırları toplar, soğumuş yumurtasını ekmeğe sarar. Aylin yorganı kenara iter, kendine taze bir filtre kahve koyar.
Şirketler çalışanın mesai saatini satın alabilir. Mutfağını, çamaşır telini ve pembe bonesini satın alamaz.
Beş dakika sonra Burak’ın telefonuna Cahit Bey’den bir WhatsApp gelir: “Burak, boru ne oldu? Usta lazımsa bizim apartmanınkini göndereyim.”
Burak cevap yazar: “Çok teşekkürler Cahit Bey. Gelirken kamerasını açsın yeter.”



