Asırlık Holding Bürokrasisi: 1.500 TL'lik Satınalma İçin 14 İmza Onayı
Levent'in 50 yıllık ağır sanayi holdinglerinde bir bulut yazılım lisansı alabilmek için SAP ekranında 14 direktörün onayını bekleyen proje ekipleri, 1970'lerden kalma imza sirküleri fetişizmi ve hiyerarşinin kendi varlığını ispat ritüeli.
asirlik-holding-burokrasisi-bir-satinalma-icin-14-imza-onayi
Saat tam 11.20.
Levent Büyükdere Caddesi ile 4. Levent hattındayız.
Sabancı Center ikiz kulelerinden Koç Nakkaştepe karargahına uzanan kurumsal bir evren burası. Eczacıbaşı Kanyon kulesi ile Anadolu Grubu koridorlarında zaman adeta donmuştur.
Koridorlar buram buram devlet dairesi kokar. Duvarları kalın ceviz kaplamalar örter, tabanları bordo yün halılar kaplar.
Duvarda holding kurucusunun devasa yağlı boya portresi asılıdır. Kurucu bastonuna yaslanmış, geçen personele kaşlarını çatarak bakar.
Açık ofis adasında Kerem oturur. Kendisi yirmi dokuz yaşında bir Ürün Yöneticisidir.
Önünde iki büyük monitör açıktır. Ekranda holdingin can damarı olan SAP ERP ekranı parlar.
Kerem sistemde yeni bir satın alma talebi açmıştır. Talep fişinin toplam tutarı tam olarak 1.500 TL’dir.
Söz konusu harcama sadece bir bulut tasarım lisansıdır: Figma Pro.
Yönetim katındaki tek bir porselen çerez tabağı bile daha pahalıdır.
Fakat ekrandaki SAP onay ağacı aşağı doğru uzar. Sonu bir türlü gelmeyen bir Bizans entrikası şemasıdır.
O bin beş yüz liranın ödenebilmesi için tam on dört imza gerekir.
Buzlu camlı odada Satınalma Kategori Müdürü Vecdi Bey oturur. Önündeki faks kağıdını kırmızı mürekkepli dolma kalemle paraflar.
Kerem yan masadaki iş analistine döner:
— “Mert, SAP talebini gireli tam on sekiz gün oldu.”
— “Kaç onay bitti abi?”
— “On dördün sadece dördü bitti, yazılımcılar iki haftadır tasarım bekliyor.”
— “Vecdi Bey ne diyor?”
— “Kendi kartımla ödeyeyim dedim, çıldırdı, harcama pusulası olmadan teftişe girermişiz.”
Bu sahne bir kurgu değildir, asırlık sanayi devlerinin damar tıkanıklığıdır.
I. 1.500 TL Terörü: Meşe Kaplamalı Odada Zaman Durur
Saat 11.35 olur, Kerem buzlu cam kapıyı tıklar.
Vecdi Bey başını kaldırmaz, gözlüğünün üstünden ters ters bakar:
— “Yine mi sen geldin Kerem?”
— “Vecdi Bey, Figma lisansı SAP onayınızda bekliyor, ekip boş oturuyor.”
Vecdi Bey önündeki kağıdı kenara iter:
— “Önümde elli milyonluk çimento fırını ihalesi var evlat.”
— “Ben senin bin beş yüz liralık internet oyuncağınla mı uğraşacağım?”
— “Ama Vecdi Bey, Fiori ekranında tek bir tıkla onaylayacaksınız.”
— “Öyle tıkla mıkla olmaz, holding burası, bakkal dükkanı işletmiyoruz.”
Holding kültüründe hızlı onay vermek hafiflik sayılır. Bir talebi on dakikada yanıtlayan yönetici değersiz görünür. “İşi gücü yok, boş oturuyor” damgası yer.
Bu yüzden evraklar masada en az üç iş günü demlenir. Yönetici dosyayı bekleterek kendi kurumsal ağırlığını kanıtlar.
— “Mert, adam resmen dosyayı rehin tutuyor.”
— “Normal abi, dün koridorda ‘İşler çok yoğun, nefes alamıyoruz’ diyordu.”
— “Hangi iş yoğun Mert, sabahtan beri faks kağıdı katlıyor!”
— “Olsun abi, kağıt katlamak da köklü bir kurumsal duruştur.”
II. SAP MM Onay Ağacı: Hiyerarşinin Varlık İspatı
Kerem ekrandaki Release Strategy piramidini yeniden inceler. Bu onay matrisi holdingin sosyolojik otopsisidir:
- Talep Sahibi: Kerem (Giriş yaptı, 1. gün)
- Birim Müdürü: Dijital Kanallar Müdürü (Onayladı, 3. gün)
- Bölüm Direktörü: Müşteri Deneyimi Direktörü (Onayladı, 6. gün)
- Bilgi Güvenliği Yöneticisi: Bulut veri şerhi (Onayladı, 9. gün)
- Kurumsal Mimari Müdürü: Envanter kontrolü (Onayladı, 13. gün)
- Satınalma Uzmanı: Teklif toplama adımı (Onayladı, 16. gün)
- Satınalma Kategori Müdürü (Vecdi Bey): İndirim şerhi (Bekliyor)
- Mali Kontrol: Bütçe kodu teyidi (Sırada)
- Muhasebe Müdürü: KDV tevkifatı kontrolü
- Bütçe Planlama Direktörü: Çeyreklik sapma denetimi
- Hukuk Müşavirliği: Yabancı tahkim klozu incelemesi
- CFO (Genel Müdür Yardımcısı): Harcama yetkisi
- Teftiş Kurulu Başkanı: Prosedür kontrolü
- Genel Sekreterlik: İcra Kurulu parafı
Liste uzayıp gider, her unvan kendi varlığını sisteme vurduğu mühürle kanıtlar.
— “Mert, Bilgi Güvenliği neden dokuz gün bekletti?”
— “Bulutta saklanan kutucukların şirket sırrı olup olmadığını tartıştılar abi.”
— “Kutucuk yahu, sadece mobil ekran çiziyoruz!”
— “Olsun, ya rakip holding o butonun rengini çalarsa?”
Kurumsal mimari masası da boş durmaz, 2004 yapımı eski bir intranet aracını önerir:
— “Kerem Bey, yerli yazılımımız var, onu kullansanız olmaz mı?”
— “O yazılım Windows XP’de bile açılmıyor Burak Bey!”
— “Olsun, holdingin lisanslı malıdır, amortismanı henüz bitmedi.”
İşte küresel rekabet vizyonu budur: Yirmi yıllık intranet yazılımıyla yapay zeka çağına girmek.
III. Noter Tasdikli İmza Sirküleri vs. Kaliforniya Bulutu
Asıl kriz satınalma yönetmeliğinde patlak verir.
Holding el kitabı en son 1994 yılında basılmıştır. Kitapçığın ilgili maddesi son derece nettir:
“Her alım için üç farklı firmadan ıslak imzalı teklif mektubu alınır. Noter onaylı imza sirküleri dosyaya eklenir.”
Ayrıca A Grubu ve B Grubu imza yetkililerinin müştereken çift imzası şarttır.
Kerem Figma’nın internet sitesini açar. Ekranda sadece mavi bir buton vardır: “Upgrade to Pro”.
Ne kaşe vardır ne de ıslak imza, site sadece kredi kartı numarası sorar.
Kerem durumu Vecdi Bey’e anlatır, Vecdi Bey masaya sertçe vurur:
— “Olmaz öyle saçmalık, kim bu Figma, ticaret sicil gazetesi nerede?”
— “Vecdi Bey, Amerika’da borsa şirketi bunlar.”
— “Bana ne Amerika’dan, noter tasdikli imza sirkülerini göreceğim.”
— “Ayrıca altı sayfalık Tedarikçi Etik Beyannamemizi kaşeleyecekler.”
Kerem çaresizlik içinde San Francisco destek hattına yazar:
“Şirketimizin satınalma prosedürü gereği noter onaylı imza sirkülerinizi ivedilikle kargolayınız.”
Kaliforniya botundan üç dakika sonra standart yanıt düşer:
— “Biz yüzde yüz bulut tabanlıyız, fiziki kaşe veya ıslak imza sağlamıyoruz.”
Vecdi Bey cevabı okuyunca zafer kazanmış gibi sırıtır:
— “Gördün mü Kerem, muhatap bile yok, holding kapısı öyle kolay açılmaz.”
IV. Kolektif Sorumsuzluk Zırhı: CYA Sanatı
Neden on dört imza gerekir? Neden tek bir yönetici bile inisiyatif alamaz?
Cevap çok basittir: Kurumsal korku.
Amerikan kurumsal jargonunda buna CYA derler: Cover Your Ass. Yani arkasını sağlama alma sanatı.
Belgede tek bir imza varsa risk büyüktür. Proje batarsa fatura o yöneticiye kesilir, kapının önüne konur.
Fakat onay ağacında on dört imza varsa durum değişir. İki genel müdür yardımcısı, üç direktör ve hukuk müşaviri onaylamıştır.
Böyle bir tabloda hiç kimse suçlanamaz. Hata şahısların değil, sistemin hatasıdır.
Sistem ise asla işten atılamaz.
Herkes topu bir sonrakine atar:
— “Uzman girdi, ben sadece parafladım.”
— “Müdür gördü, ben imzaya güvendim.”
— “Hukuk onayladı, ben bütçeye baktım.”
— “Satınalma uygun buldu, teknik detayı bilmem.”
Böylece bin beş yüz liralık yazılım harcaması kutsal bir zırha bürünür. Kimse risk almaz, herkes güvendedir. Proje hariç.
Hukuk birimi tam iki hafta sözleşmeyi inceler, tahkim maddesine takılır:
— “Kerem Bey, Figma ihtilaf halinde Delaware mahkemelerini yetkili kılmış.”
— “Biz bunu Çağlayan Adliyesi yapmalıyız, holding prensiplerimiz böyledir.”
— “Figma Delaware’i bırakıp Çağlayan’a gelir mi Sinan Bey?”
— “Gelmezse holdingimizin kapısından içeri giremez Kerem Bey.”
Süreç bir hafta daha kilitlenir.
V. 78 Gün Sonra Gelen Zafer ve Sessiz Ölüm
Nisan ayının son perşembesi, talebin açılmasından tam yetmiş sekiz gün geçmiştir.
Kerem’in ekranına yeşil bir SAP bildirimi düşer:
“Tebrikler! PR talebiniz onaylanmış ve satın alma siparişine dönüştürülmüştür.”
Kerem ekrana bakar, yüzünde tek bir tebessüm bile belirmez.
Yetmiş sekiz günde koca dünya değişmiştir.
Rakip fintech benzer mobil arayüzü üç hafta önce piyasaya sürmüştür. Tasarım bekleyen iki kıdemli yazılımcı çoktan istifa etmiştir. Biri Amsterdam’a gitmiş, diğeri Londra’ya uzaktan kod yazmaktadır.
Yönetim Kurulu ise projeyi gündemden tamamen düşürmüştür. Dijital bütçe dondurulmuş, Kerem’in ekibine “Beklentinin Altında” notu verilmiştir.
Tam o sırada Vecdi Bey koridordan geçer, Kerem’in omzuna gururla vurur:
— “Gördün mü Kerem, biraz bekledin ama lisansın çıktı.”
— “Biz asırlık kurumuz evlat, aceleye getirmeyiz ama prosedürü eksiksiz yaparız.”
Kerem yanıt vermez, masasındaki soğuk filtre kahvesine bakar.
Saat 18.02 olur, turnikeler öter, Kerem çantasını sırtlar.
Cebindeki yemek kartına bakar: Kalan bakiye seksen dört lira.
Büyükdere Caddesi kulelerinin akşam ışıkları birer birer yanar. Meşe kapılı yönetim odaları kilitlenir, kırmızı kaşeler çekmecelere kaldırılır.
Holding para kaybetmekten asla korkmaz, milyonlarca liralık zarar dipnotlarda eritilir.
Holdingin asıl korkusu başkadır: Genç bir çalışanın izin almadan karar vermesi.
Çünkü tek bir bağımsız karar, o yarım asırlık saltanatın gereksizliğini anında ortaya çıkaracaktır.