🏢 PLAZA KRONİĞİ
AKSIYON ALALIM

Türkiye'nin Kurumsal Hayat Sosyolojisi, Plaza Kulisleri & Açık Ofis Mitolojisi

Holding vs Startup 🏢 Gebze Organize Sanayi, Çayırova Kampüsü, Maslak Kuleleri

SAP Canlıya Geçiş Hafta Sonu Cehennemi: 72 Saat Uykusuzluk ve Çöken Fabrika

Gebze'deki 40 yıllık ağır sanayi fabrikasında AS400'den SAP S/4HANA'ya geçiş faciası. Çöken veritabanı, kilitlenen kantar, kapıda biriken 300 tır ve üç gün ofiste sabahlayan danışmanlar.

📌 Yazısız Plaza Kanunu: "Holdinglerde canlıya geçiş bir IT projesi değildir. 72 saat süren modern bir hayatta kalma tatbikatıdır."
AA Aksiyon Alalım Masası
Dosya kodu: sap-canliya-gecis-hafta-sonu-cehennemi-yetmis-iki-saat-uykusuzluk
SAP Canlıya Geçiş Hafta Sonu Cehennemi: 72 Saat Uykusuzluk ve Çöken Fabrika

Saat Cuma akşamı 19.45.

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ndeyiz.

Dışarıda zifiri karanlık var. Sert bir poyraz sac çatıları döver.

Ağır sanayi tesisinin bilgi işlem katında floresanlar cızıldar.

Hava bayat poğaça ve soğuk filtre kahve kokar.

Masanın üstünde yarısı yenmiş lahmacun kutuları durur. Plastik çatallar yerlere saçılmıştır.

Duvarda dev bir dijital sayaç çalışır.

Kırmızı rakamlar geriye doğru akar: SAP GO-LIVE: T-MINUS 54 SAAT.

Odanın ortasında IT Direktörü Selim Bey volta atar.

Selim Bey’in mavi çizgili gömleği kırışmıştır. Kravatını çoktan cebine tıkmıştır.

Göz altları mavidir, elleri hafifçe titrer.

Karşısında Big 4 danışmanlık firmasının kıdemli proje müdürü Burak oturur.

Burak henüz yirmi yedi yaşındadır. İki renkli deri ayakkabısı pırıl pırıldır.

Selim Bey masaya iki yumruğunu birden vurur:

— “Burak, eski sistemi kapattık mı?”

— “Kapattık Selim Bey. AS400 yeşil ekranları artık yok.”

— “Geri dönüş şansımız kaldı mı?”

— “Roll-back opsiyonunu öğleden sonra masadan kaldırmıştık efendim.”

— “Neden kaldırdınız oğlum?”

— “Yönetim Kurulu sunumunda ‘Yolumuz tek, hedef canlı’ demiştiniz.”

— “Ben onu lafın gelişi söyledim Burak!”

Burak gülümsemeye çalışır:

— “Kurumsal cesaret bunu gerektirir Selim Bey.”

— “Bana bak çocuk, fabrikayı yakarsan seni holdingin bahçesine gömerim.”

Bu diyalog Gebze’de sonun başlangıcıdır.

I. Cutover Masalı ve Cuma Gecesi Rehaveti

Saat 22.10 olur.

Sunucu odasından yoğun fan gürültüsü gelir.

Ekipte on sekiz kişi vardır. Dokuz kişi holding personeli, dokuz kişi dış danışmandır.

Dış danışmanlar saatlik 180 euro fatura keser. Masada duran her maden suyu holding bütçesinden düşer.

Kıdemli ABAP geliştiricisi Orhan Usta köşede sessizce çay yudumlar.

Orhan Usta elli sekiz yaşındadır. Otuz yıldır fabrikadadır.

Bıyıkları sigara sarısıdır. Gözlüğü burnunun ucuna kadar düşmüştür.

Ekranda veri yükleme betikleri koşar.

Milyonlarca satırlık stok kartı eski sistemden çekilir.

Yeni SAP tablolarına aktarım başlar: MARA, MARC, MARD.

Genç danışman kız sevinçle bağırır:

— “Yüzde kırk aktarıldı!”

Selim Bey rahat bir nefes alır:

— “Gördünüz mü? Korkacak hiçbir şey yokmuş.”

Orhan Usta bardağı tabağa sertçe bırakır:

— “Erken sevinmeyin Selim Bey.”

— “Niye Orhan Usta, veri akıyor işte?”

— “Z’li tabloları daha bağlamadınız. Bizim kantar sistemi o BAPI’leri tanımaz.”

Burak hemen araya girer:

— “Merak etmeyin Orhan Bey, global best-practice uyguluyoruz.”

— “Burak Bey, kantarın üstündeki kütük demir global best-practice dinlemez.”

— “Biz Walldorf standartlarını baz aldık efendim.”

— “Walldorf’ta çamurlu kamyon şoförü yok Burak.”

Orhan Usta kafasını sallar ve sigara yakmak için yangın merdivenine çıkar.

İçeride gençler sevinç çığlıkları atar.

İlk parti malzeme ana verisi başarıyla aktarılmıştır.

Fakat kimse ambar kodlarındaki özel karakterleri fark etmemiştir.

Eski sistemde Türkçe karakterler serbestti. SAP ise ş harfini görünce donar.

Felaket sessiz adımlarla yaklaşır.

II. Z’li Tabloların İntikamı: Cumartesi 03.40

Saat gece 03.40.

Odada hava tamamen tükenmiştir. Camlar terler.

Karton bardaklar yerlerde yuvarlanır.

Birden sunucu izleme ekranı kızıla boyanır.

Kırmızı uyarı pencereleri art arda patlar: DBIF_RSQL_TABLE_UNKNOWN.

Basis uzmanı Tolga koltuğunda aniden dikleşir:

— “Hocam sistem kilitlendi!”

Selim Bey elindeki yarım soğuk sandviçi düşürür:

— “Ne demek kilitlendi Tolga?”

— “Veritabanı yanıt vermiyor. Dump alıyoruz Selim Bey, ST22 ekranı alev aldı!”

Burak laptopuna sarılır, parmakları klavyede titrer:

— “Sakin olalım, RFC bağlantısını kontrol edelim.”

Tolga bağırır:

— “Hangi RFC Burak Bey? Bellek yüzde 99,8 oldu, buffer taştı!”

Orhan Usta yangın merdiveninden içeri girer:

— “Ne oldu, patladı mı bizim Alman mucizesi?”

— “Orhan Bey alay etmeyin, sistem çöktü!”

— “Ben size kırk yıllık mamul kodlarını silmeyin demiştim.”

— “Sırası mı şimdi Orhan Usta?”

— “Tam sırası evlat. 1986 yılından kalma galvaniz sac kodunu SAP kabul etmez.”

Legacy sistemde metin alanına yazılan özel notlar vardır:

“Hasan Çavuş’un onayladığı parti”, “Boyası hafif çatlak sac”.

Bu metinler modern SAP alan formatını patlatmıştır.

Alman mühendislerin yazdığı yazılım Gebze usulü esnaflığı kaldıramaz.

Sunucu tamamen kilitlenir. Veri tabanı dondurulur.

Selim Bey başını iki elinin arasına alır:

— “Pazartesi sabah sekizde sevkiyat var. Beni asarlar çocuklar.”

Burak kravatını tamamen çözer:

— “Almanya merkezli acil destek bileti açtık efendim.”

— “Almanya cumartesi sabahı senin kantarını mı düşünecek Burak?”

— “SLA süremiz dört saattir Selim Bey.”

— “Dört saat sonra fabrikanın önünde elli tane tır olacak!”

Odadaki klavye sesleri yerini derin bir paniğe bırakır.

Herkes birbirine bakar. Kimse sorumluluk almak istemez.

Burak masanın altındaki çantasından yeni bir gömlek çıkarır.

Holding IT çalışanları ise çoktan kaderine razı olmuştur.

III. Fabrika Kapısında 300 Kamyon: Pazar 11.15

Pazar günü öğle saatleri gelir.

Gebze D-100 karayoluna kadar tır kuyruğu uzar.

Tam üç yüz on iki kamyon fabrika girişinde bekler.

Kornalar susmaz. Şoförler kontak kapatıp yola inmiştir.

Kamyoncular fabrikanın nizamiye kapısına dayanır.

Güvenlik şefi telsizle IT odasını anons eder:

— “Selim Bey, şoförler nizamiyeyi basacak. İrsaliye istiyorlar!”

Selim Bey telsize titrek bir sesle fısıldar:

— “Sistemde küçük bir optimizasyon var deyin.”

— “Diyemem amirim, adamlar demir çubuklarla camlara vuruyor!”

Tam o anda oda kapısı tekmeyle açılır.

İçeri Fabrika Müdürü Necati Bey dalar.

Necati Bey’in baretinin altından terler boşanır.

Tulumunun üstü makine yağı ve kurum içindedir.

Doğrudan Burak’ın yakasına yapışır:

— “Sen misin o danışman?”

Burak kekeler:

— “Ben proje yöneticisiyim Necati Bey…”

— “Bana bak çocuk! Fırınlar 1.200 derecede bekliyor!”

— “Necati Bey, MM modülü konfigürasyonu sürüyor…”

— “Bana MM deme! Mal girmiyor, kantar tartmıyor, ambar kapalı!”

— “Best-practice gereği kantar entegrasyonu…”

— “Kantarın üstünde kırk ton kütük var! Bilgisayar ‘Ağırlık tanımsız’ diyor!”

Necati Bey masadaki laptopu işaret eder:

— “Yakarım bu odayı, açın o eski yeşil ekranı!”

Selim Bey araya girer:

— “Eski ekranın fişini cuma gecesi çektik Necati Bey.”

Necati Bey donakalır. Gözleri yuvalarından fırlar:

— “Fişi mi çektiniz?”

— “Geri dönüşsüz veri göçü yaptık efendim.”

— “Siz delirdiniz mi? Fabrika durursa saatlik zarar elli bin dolar!”

Necati Bey masadaki telsizi duvara fırlatır:

— “Bana çözüm bulun! O kapıdaki adamlar beni linç edecek!”

Burak arkaya doğru siner:

— “Fiori arayüzünde ufak bir yetki sorunu var…”

— “Yetkine başlatma şimdi! Demir soğursa fırınlar patlar!”

Odaya ölüm sessizliği çöker.

Necati Bey kapıyı çarpıp çıkar. Merdivenlerde bağırışı yankılanır.

IV. Big 4 Savunması ve Milyon Dolarlık Slaytlar

Pazar gecesi 23.30.

Yetmiş saattir kimse banyo yapmamıştır.

Odada ağır bir çorap ve sarımsaklı döner kokusu hakimdir.

Basis uzmanı Tolga koltuğunda bayılmıştır. Klavyenin üstünde salyası parlar.

Danışmanlık firmasının kıdemli direktörü Faruk Bey nihayet Maslak’tan gelir.

Faruk Bey’in üstünde özel dikim lacivert ceket vardır.

Elinde son model bir iPad tutar. Yüzünde huzurlu bir tebessüm vardır.

Selim Bey’e doğru yürür:

— “Selimciğim, krizleri birer dönüşüm fırsatı olarak görmeliyiz.”

Selim Bey kan çanağı gözleriyle adama bakar:

— “Faruk Bey, kantar patladı kantar! Şirket saatte iki yüz bin dolar kaybediyor!”

Faruk Bey iPad’inden bir slayt açar:

— “Bakın, Change Management eğrisinde tam ‘Umutsuzluk Vadisi’ndeyiz.”

— “Ne vadisi Faruk Allah aşkına?”

— “Her dijital dönüşüm bu vadiden geçer. Bu çok sağlıklı bir sancı.”

— “Dışarıda üç yüz şoför seni arıyor Faruk. Git onlara anlat vadini.”

Faruk Bey zerre istifini bozmaz:

— “Sözleşmemizin 14. maddesi açıktır. Müşteri veri kalitesinden kendisi sorumludur.”

Selim Bey ayağa fırlar:

— “Veri kalitesi mi? 2,4 milyon euro para aldınız bizden!”

Faruk Bey nazikçe gülümser:

— “O tutar faz bir kapsamıydı. Bu ek entegrasyonlar için CR yazmamız gerekecek.”

— “CR mi? Change Request mi?”

— “Evet, yaklaşık dört yüz adam/günlük bir geliştirme gerekir.”

— “Yahu sistem çalışmıyor diyorum, sen bana fatura çıkarıyorsun!”

— “Prosedürümüz böyle Selimciğim. Kapsam dışı her talep ücrete tabidir.”

Orhan Usta köşeden kahkaha atar:

— “Ben bu herifleri çok sevdim Selim Bey. Fabrikayı batırıp üstüne prim istiyorlar.”

Faruk Bey kravatını düzeltir:

— “Biz global metodoloji satıyoruz Orhan Bey.”

— “Sen o metodolojiyi kantarın altına koy da kamyonlar geçsin Faruk Bey.”

Faruk Bey cevap vermez.

Çünkü fatura çoktan holding genel sekreterliğine onaylatılmıştır.

Danışmanlık şirketleri asla kaybetmez. Sadece yeni ek bütçe çıkarırlar.

V. Pazartesi 08.00: Kutsal A4 Kağıdına Geri Dönüş

Pazartesi sabahı tam saat 08.00.

Yönetim Kurulu Başkanı holding helikopteriyle fabrikaya iner.

Maslak kulelerindeki tüm genel müdür yardımcıları nizamiyede hizada bekler.

Selim Bey ve ekibi zombi gibi ayaktadır.

Gözler morarmış, sesler kısılmıştır.

SAP sistemi teknik olarak açılmıştır. Ekranda masmavi logolar parlar.

Fakat sistem hiçbir irsaliyeyi onaylamaz: ERROR: BUKRS 1000 NOT FOUND.

Kantar tartmaz, sevkiyat yapılamaz.

Mali işler fiş kesemez, ambar kapıları açılamaz.

Peki kriz nasıl çözülür?

Fabrika Müdürü Necati Bey nizamiyeye iki ahşap masa koydurur.

Masaların üstüne sarı teksir kağıtları ve mavi tükenmez kalemler yığılır.

Orhan Usta elinde tahta cetvelle masaya oturur.

Kamyon şoförleri tek sıra halinde dizilir:

— “Plakan ne kaptan?”

— “34 YK 412 Orhan Usta.”

— “Yükün cinsi ne?”

— “Otuz iki ton inşaat demiri.”

Orhan Usta sarı kağıda yazar, altına kırmızı kaşeyi basar:

— “Bas gaza geç. Tartıyı sonra defterden düşeriz.”

Tırlar birer birer hareket eder. Fabrika bacası yeniden tüter.

Selim Bey camdan dışarı bakar.

Almanya’dan alınan 2,4 milyon euroluk yazılım içeride kilitli bekler.

Koca fabrikayı kurtaran şey ise kırtasiyeden alınan elli liralık mühür ve tükenmez kalemdir.

Burak ve Faruk Bey çoktan siyah şirket araçlarına binip Maslak’a dönmüştür.

Öğleden sonra holding merkezine ortak bir e-posta düşer:

“SAP S/4HANA projemiz başarıyla canlıya alınmıştır. Tüm paydaşlarımıza teşekkür ederiz.”

E-postanın ekinde Faruk Bey’in gülen yüzü vardır.

Selim Bey e-postayı okur.

Başını masadaki klavyenin üstüne koyar.

Ve kesintisiz on dört saat uyur.

VI. Salı Sabahı Fatura ve Zafer Kokteyli

Salı sabahı saat 10.30.

Maslak Genel Müdürlük kulesinin 28. katındayız.

Geniş fuaye alanında canlı orkestra hafif caz çalar.

Garsonlar ince belli kadehlerde meyve suyu ve şampanya taşır.

Büyük plazma ekranlarda bir sunum döner:

“ENDÜSTRİ 4.0 BAŞARISI: SAP DİJİTAL DÖNÜŞÜM ZAFERİ”.

Yönetim Kurulu Başkanı sahneye çıkar.

Yanında Big 4 direktörü Faruk Bey durur. İkisi de gülümser.

Başkan mikrofona konuşur:

— “Geleneksel süreçlerimizi geride bıraktık. Artık tüm verilerimiz bulutta.”

Alkışlar kopar. Herkes birbirini tebrik eder.

Faruk Bey holdinge özel plaketini takdim eder:

— “Cesaretiniz için teşekkür ederiz. Bu bir liderlik örneğidir.”

Aynı dakikalarda Gebze fabrikasında Orhan Usta sarı teksir kağıtlarını zımbalar.

Necati Bey kantarın yanındaki kulübede çay içer.

İki yüz elli sayfalık el yazısı sevkiyat listesi masada birikir.

Genç stajyerler bu kağıtları tek tek eski usul Excel’e girmeye çalışır.

Selim Bey ise Maslak’taki kokteyle davet edilmemiştir.

O sırada Gebze’deki odasında uyanır.

Yüzünde klavye tuşlarının izi kalmıştır.

Telefonunda yeni bir bildirim yanıp söner.

Faruk Bey yeni bir teklif göndermiştir:

“SAP Stabilizasyon ve Hata Giderme Desteği: Ayda 95.000 Euro.”

Selim Bey ekrana bakar, sonra başını tekrar masaya koyar.

Holding düzeni böyledir.

Sistem çöker, üretim durur, fatura kabarır.

Ama kokteyl her zaman vaktinde başlar.

Sıradaki Kulis Dosyaları